İstanbul Uçak Bileti ve Şehir Rehberi

Satış Ofisi

ADRES RECEP PEKER CAD.NO:27 81040 KIZILTOPRAK-KADIKÖY
TELEFON
FAKS 0212 463 21 69
E-POSTA
ÇALIŞMA SAATLERİ
ADRES Yeşilköy Bilet Satış Ofisi Binası, Atatürk Havalimanı 34149 İSTANBUL (THY A.O. Genel Müdürlük Binası yanı)
TELEFON +90 212 463 63 63
FAKS -
E-POSTA
ÇALIŞMA SAATLERİ 06:45-22:45 (365 Gün)
Yolcularımız için, ücretsiz otoparkımız mevcuttur.
ADRES ATATÜRK HAVA LİMANI İÇ HATLAR TERMİNALİ YEŞİLKÖY
TELEFON
FAKS
E-POSTA
ÇALIŞMA SAATLERİ
ADRES ATATÜRK HAVA LİMANI DIŞ HATLAR TERMİNALİ YEŞİLKÖY
TELEFON
FAKS (0212) 465 23 88
E-POSTA
ÇALIŞMA SAATLERİ
ADRES Harbiye Mah. Cumhuriyet Cad. No:44 Harbiye-Şişli
TELEFON
FAKS
E-POSTA
ÇALIŞMA SAATLERİ Hergün: 08:00 - 20:00
ADRES Sabiha Gökçen havalimanı yolcu terminali gidiş katı Kurtköy/Pendik
TELEFON 0212 463 63 63/
FAKS 0216 588 51 32
E-POSTA
ÇALIŞMA SAATLERİ 7/24 hizmet verilmektedir.

Genel Bilgiler

Şarkılara, şiirlere, romanlara konu olmuş; dünyada eşi benzeri bulunmayan, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan İstanbul, 8500 yıllık yerleşik tarihi ile dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Jeopolitik olarak çok önemli bir noktada yer alması sebebiyle şehir, birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış; büyük imparatorlukların başkenti olmuş ve bu yüzden de hayli önemli bir öneme sahip olmuştur. Bizans, Roma ve Osmanlı gibi çağlara hükmetmiş imparatorluklar için kilit bir şehir olan İstanbul, bu sayede ilmek ilmek işlenmiş bir açık hava müzesi konumuna gelmiştir. İstanbul’u keşfetmek, şehir hayatını yaşamak ve tarihin içinde kaybolmak isterseniz sizin için hazırladığımız İstanbul şehir rehberinden yararlanabilirsiniz.

İstanbul’un Tarihçesi

Tarih öncesi çağları da içine alan bir zaman dilimine dayanan İstanbul tarihçesi, yaklaşık üç yüz bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Küçükçekmece Gölü çevresinde bulunan Yarımburgaz Mağarası’nda ortaya çıkan kalıntılar, İstanbul tarihinin Neolitik ve Kalkolitik çağa kadar dayandığını gösterir. Marmaray kazıları sırasında ortaya çıkan kalıntılar, şehirde yerleşik hayata M.Ö. 6500’lü yıllardaki Cilalı Taş Devri’nin yaşandığı zamanlarda geçildiğini ortaya koyar. Fenikeliler ve Trakların da şehrin yakınlarında farklı yerleşkeler kurduğu bulgular arasındadır.

Byzantion olarak anılan ilk şehir hayatı, M.Ö. 685 yılında Yunanlar tarafından kurulur. Kısa süre sonra Roma İmparatorluğu şehre hakim olur ve şehrin adı kısa bir süreliğine İmparator Severus tarafından oğlunun adı Augusta Antonina olarak değiştirilir. Daha sonra Nova Roma olarak ismi değiştirilen şehir, I.Konstantin zamanında Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilir. 337 yılında I.Konstantin’in ölümü üzerine de şehrin ismi, Konstantinapolis olarak anılmaya başlanır.

324-1453 yılları arasını kapsayan Roma İmparatorluğu döneminde İstanbul; kültür, sanat ve diplomasinin de başkenti hâline gelir. Osmanlı İmparatorluğu’nun şehri fethetmesine kadar Sasaniler, Avarlar, Bulgarlar ve Ruslar da şehri almayı denerler ancak, 1453 yılına kadar şehir Roma İmparatorluğu’nun elinde kalır. Takvimler 1453 yılını gösterdiğinde ise II.Mehmet, İstanbul’u fethederek şehri Osmanlı topraklarının içerisine katar ve imparatorluğun 4. başkenti yapar. Bu fetih o kadar önemli bir gelişmedir ki Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın başlamasına sebebiyet verir. Osmanlı döneminde de Konstantinapolis adını kullanan şehrin Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde İslambol olarak da anıldığı görülür. 1923 yılında Cumhuriyetin kurulması ile İstanbul adını alarak günümüze kadar bu isimle gelir.

Alan

5.461 km2

Nüfus

14.657.434

Hava Durumu

°

Saat

30.04.2017
Pazar / 09:59

Türk Lirası

PARA BİRİMİ

Türkçe

KONUŞULAN DİL

GMT+2 (Kış saati) - GMT+3 (Yaz Saati)

ZAMAN DİLİMİ

(+90) 212/216

TELEFON KODU

Tarihçe

Tarih öncesi çağları da içine alan bir zaman dilimine dayanan İstanbul tarihçesi, yaklaşık üç yüz bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Küçükçekmece Gölü çevresinde bulunan Yarımburgaz Mağarası’nda ortaya çıkan kalıntılar, İstanbul tarihinin Neolitik ve Kalkolitik çağa kadar dayandığını gösterir. Marmaray kazıları sırasında ortaya çıkan kalıntılar, şehirde yerleşik hayata M.Ö. 6500’lü yıllardaki Cilalı Taş Devri’nin yaşandığı zamanlarda geçildiğini ortaya koyar. Fenikeliler ve Trakların da şehrin yakınlarında farklı yerleşkeler kurduğu bulgular arasındadır.

Byzantion olarak anılan ilk şehir hayatı, M.Ö. 685 yılında Yunanlar tarafından kurulur. Kısa süre sonra Roma İmparatorluğu şehre hakim olur ve şehrin adı kısa bir süreliğine İmparator Severus tarafından oğlunun adı Augusta Antonina olarak değiştirilir. Daha sonra Nova Roma olarak ismi değiştirilen şehir, I.Konstantin zamanında Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilir. 337 yılında I.Konstantin’in ölümü üzerine de şehrin ismi, Konstantinapolis olarak anılmaya başlanır.

324-1453 yılları arasını kapsayan Roma İmparatorluğu döneminde İstanbul; kültür, sanat ve diplomasinin de başkenti hâline gelir. Osmanlı İmparatorluğu’nun şehri fethetmesine kadar Sasaniler, Avarlar, Bulgarlar ve Ruslar da şehri almayı denerler ancak, 1453 yılına kadar şehir Roma İmparatorluğu’nun elinde kalır. Takvimler 1453 yılını gösterdiğinde ise II.Mehmet, İstanbul’u fethederek şehri Osmanlı topraklarının içerisine katar ve imparatorluğun 4. başkenti yapar. Bu fetih o kadar önemli bir gelişmedir ki Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın başlamasına sebebiyet verir. Osmanlı döneminde de Konstantinapolis adını kullanan şehrin Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde İslambol olarak da anıldığı görülür. 1923 yılında Cumhuriyetin kurulması ile İstanbul adını alarak günümüze kadar bu isimle gelir.

Gezilecek Yerler

Dünyanın en eski ve en önemli şehirlerinden olan İstanbul, her semti ve ilçesi ile ayrı ayrı günlerce gezilebilecek bir yapıya sahiptir. Tarihi yapılarından modern dönem eserlerine, sanat müzelerinden arkeolojik müzelere kadar pek çok farklı alternatife ev sahipliği yapar. Roma dönemine ait olan kalıntılar ve Osmanlı döneminde inşa edilen birçok eser de İstanbul’un siluetini oluşturur.

Yerebatan Sarnıcı, Helenistik Dönem mimarisinin görüldüğü Roma Dönemi'nden kalma yapıların başında gelir. İçinde bulundurduğu ters Medusa başlı taşlar ve işlemeler ile Roma Dönemi mimarisinin ilk örneklerini sergilemektedir. Şimdilerde müze olarak kullanılan Ayasofya Kilisesi ise kubbeli bazilikaların en görkemlisi olarak İstanbul’da mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken yerler arasındadır. Konstantin Lips Kilisesi, San Paolo Kilisesi gibi daha birçok kilise de Roma Dönemi'ni ve uzak tarihi içinize çekmek için gezebileceğiniz yerlerdendir. Tarihi Galata Kulesi, Hipodrom, boğaza giriş çıkışları kontrol etmek amacı ile M.Ö. 410’da yapılmış olan Kız Kulesi ve Büyük Saray da yine tarihle buluşmak isteyenler için görkemli duraklar olacaktır. Modern Sanatlar Müzesi, Miniatürk, Galata Köprüsü, Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı ve saymakla bitmeyecek daha birçok eser İstanbul için gezilecek yerler açısından geniş seçenekler oluşturuyor.

İstanbul’da Nerelere Gidilir?

Yerebatan Sarnıcı: Helenistik Dönem mimarisinin görüldüğü Roma Dönemi'nden kalma yapıların başında gelir. İçinde bulundurduğu ters Medusa başlı taşlar ve işlemeler ile Roma Dönemi mimarisinin ilk örneklerini sergilemektedir.

Ayasofya Camii: Şimdilerde müze olarak kullanılan Ayasofya Kilisesi ise kubbeli bazilikaların en görkemlisi olarak İstanbul’da mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken yerler arasındadır.

Myrelaion Kilisesi: Camii olarak değiştirilen kilise, Doğu Roma döneminde kalma önemli tarihi yapıtlar arasında yer almaktadır. İçerisinde döneme ait pek çok eser, işleme ve kültürel ögeler barındırmaktadır.

Galata Kulesi: Dünyanın en eski kulelerinden birisi olan Galata Kulesi, 528 yılında boğazları kontrol etmek amacı ile yapılmıştır. 17. Yüzyıl ortalarında Hezarfen Ahmet Çelebi’nin tahtadan yaptığı kartal kanatlarını sırtına takıp Üsküdar’a kadar uçmasıyla tarihe, Galata Kulesi’ni ve kendi adını altın harflerle yazdırmıştır.

Kız Kulesi: Hakkında pek çok rivayet olan Kız Kulesi, Bizans Dönemi’nin Üsküdara bıraktığı tek hatırasıdır. Şuan içerisinde restaurant ve kafe bulunan Kız Kulesi’ne ulaşım kayıklar ve botlar tarafından sağlanmaktadır.

Büyük Saray: Fatih yarımadasının Güney Doğu ucuna kurula Büyük Saray, Bizans İmparatorluğu’nun İmparatorluk saray kompleksi olarak bilinmektedir. Sarayın toplam alanı 19.000 m²’ den fazladır. İçerisinde pek çok salon, misafir odası, ve küçük müzeler bulunmaktadır..

Sultan Ahmet Camii: İstanbul’daki en büyük ve gösterişli eserlerden biri olan Sultan Ahmet Camii, 1617 yılından günümüze görkemini ve ihtişamını korumuştur.

Topkapı Sarayı: Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478’de yaptırılmış ve yaklaşık 380 sene boyunca devletin idare merkezi ve Osmanlı padişahlarının resmi merkezi olmuştur. İçerisinde Saltanat Kapısı, Alay Meydanı, Babüsselam, Saray-ı Hümayun ve İç Saray bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii: Mimar Sinan tarafından 1551-1557 yılları arasında inşa edilen Süleymaniye Camii içerisinde medrese, kütüphane bulundurmaktadır.

Prens Adaları: Ziyaretçilerin sıklıkla uğradığı Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedefadası'nda yerleşim vardır. Her yıl yüz binlerce ziyaretçi bu adalara yüzmek, gezmek ve piknik yapmak için gitmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi: Çeşitli kültürlere ait bir milyonu aşkın eserle dünyanın en büyük müzeleri arasında yer almaktadır.

Miniatürk: İçerisidne Türkiye’nin bütün tarihi yapılarının minyatürünün bulunduğu Miniatürk, öğrenirken keyif almak ve bütün tarihi eserleri görmek isteyenler için uğrak bir merkezdir.

Dolmabahçe Sarayı: Dolmabahçe Sarayı'nın bugün bulunduğu alan, bundan yaklaşık dört yüzyıl öncesine kadar Osmanlı Kaptan-ı Derya'sının gemileri demirlediği, Boğaziçi'nin büyük bir koyu idi. Şuan pek çok düğün ve organizasyona ev sahipliği yapan Dolmabahçe, bütün kültürleri barındıran bir tarihi yapıttır.

Eyüp Sultan Camii: İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunan cami. Cami olmasının ötesinde kutsal bir ziyaret yeridir. İçerisinde bulunan türbeler ve tarihi eserler ile Eyüp Sultan Camii, adeta kutsal bir cennettir.

Doğal Güzellikleri

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan ve Karadeniz ile Marmara Denizi’ni birleştiren İstanbul Boğazı, tüm ihtişamı ve görkemi ile İstanbul’un en güzel doğa harikalarının başında gelir. Esen ılık rüzgar eşliğinde yapılan turlar ile Boğaz'ı gezebilir ve kıyıda yer alan ihtişamlı yalıları, asırlık sarayları görebilirsiniz. Avrupa kıtasını ikiye ayıran, verimli toprakları ve tatlı su kaynakları ile Altın Boynuz olarak da anılan Haliç ise doğal bir iç liman olarak görülmeye değer yerlerden biridir. Etrafında Fener Rum Patrikhanesi, Aya Nikola Kilisesi ve Gül Baba Camii gibi tarihi yapıların da bulunduğu Haliç’i Pierre Loti tepesinden seyredebilir ve İstanbul’un göz kamaştıran manzarasına yakından şahitlik edebilirsiniz.

Trekking, kamp ve piknik yapabileceğiniz, kendine has bitki örtüsü ile endemik türleri içinde barındıran ve canlı yaşamının bolca görüldüğü Polonezköy Tabiat Parkı da İstanbul’daki doğal güzellikler arasında yer alır. Sarıyer’de bulunan, yeşilin tüm tonlarını bulabileceğiniz Atatürk Arboretumu’da doğayla iç içe bir gezi yapmak isteyenler için ideal niteliktedir. İstanbul gürültüsünden ve trafiğinden uzakta, temiz havası ile sakin bir yer olan bu adres, endemik bitki türleri ve canlıları ile görülmeye değer doğal güzellikler arasındadır.

İstanbul Boğazı: Uçsuz bucaksız yakaları, denizin engin ve mavi suları ile ihtişamını koruyan İstanbul Boğazı çevresinde ki restaurantlar, kafeler ve İstanbul'u ayaklar altına seren manzaları ile muazzam bir yerdir.

Haliç: Kasımpaşa’dan Eyüp’e uzanan sahil boyunca pek çok tarihi yapıyı görebileceğiniz Haliç, kıyıları ve her mevsim güzelliği ile ziyaretçilerin görmeye değer diye nitelendirlikleri yer olarak bilinmektedir.

Polonezköy Tabiat Parkı: Yeşilin her tonu ve doğa ile iç içe bir yer olan Polenezköy Tabiat Parkı, her mevsim ziyaretçilerin akın ettiği adeta huzurun cennetidir. Doğa yürüyüşü, sabah kahvaltıları ve gezmek için insanlar sıklıkla tercih etmektedir.

Çamlıca Tepesi: İstanbul’u ayaklarınızın altına alıp, Kurufasulye’nin en güzel ve en meşhurunu yemeye ne dersiniz? Çamlıca tepesi İstanbul’un göz bebeği ve en güzel tepeleri arasındadır.

Beykoz: Ormanları ve doğa güzellikleri ile meşhur olan Beykoz özellikle kış aylarını en güzel yansıtan yerler arasındadır. Ormanlarına her yıl yağan kar fotoğraf çektirmek isteyen ziyaretçilerin akınına uğramaktadır.

Kültür & Sanat

Çağları aşan tarihi ve kozmopolit yapısı ile hemen her köşesinden tarih fışkıran İstanbul, kültür-sanat etkinlikleri konusunda da aynı zenginliği gösteriyor. Şehirde her yıl düzenlenen ve gelenek hâline gelen sinema, tiyatro ve müzik festivalleri; sanat severlerin beklentilerini karşılıyor. 33. yılını dolduran İstanbul Film Festivali, 17 yıldır düzenlenen İstanbul Kukla Festivali, caz, funk ve soul türlerinin en güzel örneklerinin sergilendiği İstanbul Caz Festivali ve uluslararası üne sahip opera sanatçılarının sahne aldığı Uluslararası İstanbul Opera Festivali, kültür-sanat etkinlikleri içerisinde en dikkat çekici olanlar olarak göze çarpıyor.

Festivaller ve kalabalık ile arası iyi olmayanlar içinse şehrin farklı birçok yerinde müzeler, tiyatrolar, sinema salonları ve bienaller de bulunuyor. Arkeolojik ve modern birçok müzenin yer aldığı şehirde, modern sanat eserlerinin ve farklı tasarımların sergilendiği bienaller ve sergi evleri de ziyaretçilerini sanat ışığı ile ağırlıyor. İstanbul Fotoğraf Galerisi, Akbank Sanat, Haydarpaşa Garı, Pera Sanat Galerisi ve daha birçok galeri, sanat severleri birbirinden keyifli ve ilginç eserler ile buluşturuyor.

''Bir şehir gibi oI. MeseIa İstanbuI gibi… De ki; boğazım kuruyuncaya kadar seveceğim seni.''

Dünyanın en güzel şehirlerinden olan İstanbul için yazılmış onlarca şarkı, şiir ve roman da bu şehrin güzelliğini anlatmakla bitiremiyor. Özdemir Asaf’ın "Boğaz Gezintisi"si, Necip Fazıl’ın "Canım İstanbul"u, Orhan Veli’nin "İstanbul’u Dinliyorum"u ve daha birçok şairin eseri İstanbul’u anlatır. Ayrıca MFÖ’nün "Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da" şarkısı, Sezen Aksu’nun "Ah İstanbul"u ve Teoman’ın "İstanbul’da Sonbahar"ı da bu güzide şehri anlatan parçalardır.

Ne Yenir?

Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, büyük imparatorlukların başkenti olmuş İstanbul, kültürel zenginliğini mutfak kültürüne de taşımış bir şehirdir. Avrupa mutfağının yemeklerinin yanı sıra Asya mutfağı ve Ortadoğu mutfağının yemekleri de kentteki yemek kültürünün oluşmasında önemli rol oynar. İki kıtayı birbirine bağlayan önemli bir noktada olan ve ticaret merkezi konumuna dönüşen şehir, tüccarların ve ziyaretçilerinin katkıları ile geniş bir mutfak kültürü ile karşımıza çıkar. Bunların yanı sıra "saray mutfağı" olarak bilinen Osmanlı mutfağı da yine kentin duvarları arasında gelişme göstermiş ve İstanbul’un mutfak kültürünün zenginleşmesini sağlamıştır. Ağırlıklı olarak kuzu, dana ve koyun etinden yapılan yemeklerden oluşan İstanbul mutfağı, yine kentin ilçelerine özgü yemek çeşitleri ile de zengin bir lezzet şöleni sunar. Zeytinyağlı yemekler, börek çeşitleri, hünkar tarhana çorbası, İstanbul pilavı ve papaz yahnisi gibi yemekler de şehrin mutfağını oluşturan yemeklerdir.

Zengin bir mutfağa sahip olan İstanbul’da neredeyse her semtin kendi ile özdeşleşen yemek çeşitlerini bulmanız mümkündür. Ortaköy kumpiri, Vefa bozası, Eminönü balık-ekmeği, Kanlıca yoğurdu ve Sarıyer böreği, şehirde mutlaka tadılması gereken yemeklerin başında gelir. Yine Beyoğlu ile özdeşleşen ıslak hamburger ve kokoreç; Karaköy saray lokması ve kuru poğaçası; Beykoz paçası ve Eyüp kebabı ile kaymağı da İstanbul ziyaretinde damaklarınızı süsleyecek enfes lezzetlerdir. Çok büyük bir kent olması dolayısı ile İstanbul’da hemen hemen her yöreye özgü yemekleri ve lezzetleri, o yemeğin ustaları tarafından yapılmış hâliyle bulabilirsiniz.

Alışveriş

Dünyanın en büyük ve gelişmiş şehirlerinden biri olan İstanbul’da alışveriş yapabileceğiniz birçok farklı yer bulunur. Tarihi çarşılar, büyük pazarlar, pasajlar ve dev alışveriş mağazaları dahilinde hemen her aradığınızı rahatlıkla bulabilirsiniz. Capacity, Forum İstanbul, Marmara Forum, Vialand, Türkiye’nin en büyük outlet alışveriş merkezi olan Via Port, Kanyon ve İstinye Park gibi AVM’ler modern ihtiyaçlarınızı bulabileceğiniz ve soluklanabileceğiniz merkezlerdir. Ancak, eğer tarihi çarşılarda el emeği göz nuru ürünleri arıyorsanız şehrin farklı semtlerine dağılmış tarihi çarşıları da gezebilirsiniz. Ayasofya ve Sultanahmet civarında bulunan Arasta Çarşısı’nda Bizans Dönemi mozaiklerini, İznik çinilerini ve el dokuması halıları bulabilirsiniz. Beyazıt’ta bulunan Bakırcılar Çarşısı’nda el yapımı bakır ürünlere ve hediyelik eşya seçeneklerine göz atabilirsiniz. Yine Beyazıt’ta bulunan ve 15. Yüzyıl'dan kalma Sahaflar Çarşısı’nda tarihi kitapları, yeni dönem eserlerini ve kitaba dair aradığınız ne varsa hepsini bulabilirsiniz. Dünyanın en büyük çarşısı ve en eski kapalı çarşılarından biri olan Kapalıçarşı’da ise bakır eşyaları, el dokuması ürünleri, çinileri, mozaikleri, turistik eşyaları bulabilir; tarihi soluyarak alışveriş yapmanın keyfini çıkarabilirsiniz. Ayrıca; Terkos Pasajı, Atlas Pasajı, Beyoğlu Pasajı ve Beşiktaş Pazarı’na uğrayarak aradığınız kıyafet seçeneklerini de bulabilirsiniz.

İstanbul, sadece alışveriş merkezleri ve çarşıları ile değil; büyük caddeleri ile de aradığınız ürünü bulabileceğiniz geniş bir seçenekler zinciri sunar. Dünyanın en iyi alışveriş caddelerinden biri olan Bağdat Caddesi, sağlı sollu turistik mağazaların oluşturduğu Divan Yolu Caddesi, şehrin kalbinin attığı yerlerden olan Cadde-i Kebir olarak da adlandırılan İstiklal Caddesi ve dünyaca ünlü markaları bulabileceğiniz Osmanbey Caddesi de kentteki alışveriş merkezlerini oluşturan yerler arasındadır.

Özel Günler ve Festivaller

Türkiye’nin en büyük ve en kalabalık şehri olan İstanbul’da senenin tamamında etkinlik veya festival bulabilirsiniz. Şehrin farklı semtlerinde yapılan tiyatro ve film festivalleri, kültür-sanat etkinlikleri ve çeşitli spor faaliyetleri; şehirdeki halkı ve ziyaretçileri ortak bir noktada toplar. Türk mutfağı ve dünya mutfağını buluşturmak için düzenlenen Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, şehirdeki farklı etkinliklerden biridir. Yine dünyaca ünlü İstanbul Film Festivali ve İstanbul Lale Festivali de geniş kitleleri ve ziyaretçileri aynı çatı altında buluşturur. Amerika’dan, Çin’den ve dünyanın farklı pek çok yerinden 5000 dansçının katıldığı İstanbul Dans Festivali ve eski pikap, poster, dergi ve kitapları bulabileceğiniz İstanbul Sahaf Festivali de yine şehirdeki farklı etkinliklerden bazılarını oluşturur. Ayrıca; her yıl haziran ayında düzenlenen İstanbul Shopping Fest de alışveriş severlerin ihtiyaçlarını karşılar.

Kentteki en yoğun ilgiyi ise müzik festivalleri görüyor. İstanbul Valiliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliği ile düzenlenen Klasik müzik, dans ve bale severlerin rağbet ettiği İstanbul Müzik Festivali’nin yanı sıra dünyanın ve Türkiye’nin en büyük sanatçılarının katıldığı Harbiye Açık Hava Tiyatrosu konserleri de halk tarafından yoğun bir ilgi ile karşılanıyor. Doğa ve müziği bir arada görmek isteyenler için düzenlenen Chill-Out Fest; dünyaca tanınmış sanatçıların katıldığı ve kamp alanları ile gençleri müzikle buluşturan Rock’n Coke; birçok farklı aktivitenin düzenlendiği Ekşi Fest; her yıl haziran ayında gerçekleştirilen One Love Fest ve Fanta Gençlik Festivali de şehirdeki genç nüfusun müzikle iç içe olmasını sağlayan festivallerin başında geliyor.

Konaklama

Türkiye’nin en büyük ve kalabalık ili olan İstanbul’da çok farklı konaklama yerleri mevcuttur. Boğaz manzaralı lüks otellerden uygun fiyatlara bulabileceğiniz nezih pansiyonlara kadar pek çok seçenek bulabilirsiniz. Hemen her semtte ayrı bir konaklama yeri bulabileceğiniz şehirde ister tarihi konaklarda kalabilir; isterseniz de doğanın içindeki ahşap evlerde kalabilirsiniz. Taksim Ultra Vip Apartments, Hammamhane, Agora Guest House ve MySuite gibi tesisler, sundukları İstanbul manzarası, kaliteleri ve hizmetleri ile şehirde öne çıkan konaklama seçenekleri arasında yer alıyor.

Farklı bütçelere ve zevklere göre pek çok farklı otel ve pansiyonun yer aldığı şehirde W İstanbul, Hilton otelleri, Patika Suits ve Orya Hotel gibi ziyaretçi memnuniyetini son derece önemseyen oteller de bulabilirsiniz. Sadece otellerin değil; pansiyonların da yoğun olduğu şehirde Kadıköy, Beşiktaş, Mecidiyeköy ve farklı semtlerde bütçenize uygun pansiyon seçeneklerine de göz atabilirsiniz. Bunların yanı sıra günlük, haftalık veya aylık kiralık evler de ev rahatını arayanlar için hizmete sunulmuş durumda yer alır. Ancak, seyahatinde doğayla iç içe olmak, doğa yürüşlerine katılmak ve gökyüzünün altında konaklamak istiyorsanız milli park ve ormanlarda izin verilen bölgelerde kamp kurabilir; kendi çadırlarınızda konaklayabilirsiniz.

Yapmadan Dönmeyin

1- Osmanlı’nın en büyük eserlerinden Sultan Ahmet Camii'ni ve Süleymaniye Camii’ni görmek.

2- Bizans Dönemi eserlerinin yer aldığı dev yapılar olan Ayasofya ve Kariye müzelerini gezmek.

3- Boğaz’da ve Adalar’da vapur gezisi yapmak.

4- Galata Kulesi, Pierre Loti ve Çamlıca Tepesi’nde İstanbul’un eşsiz manzarasını izlemek.

5- Eminönü’nde balık-ekmek, Kanlıca’da yoğurt, Sarıyer’de börek, Beyoğlu’nda kokoreç ve Ortaköy’de kumpir yemek.

6- Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı ve diğer tarihi çarşılarda alışveriş yapmak.

7- Taksim’de, İstiklal Caddesi’nde bir gece geçirmek..

Online Bilet