AnadoluJet Magazin

Yüne Adanmış Emek Keçe

Doğal, sağlıklı, çevreci… Binlerce yıllık Anadolu kültüründe önemli bir yeri olan keçe, günümüzde gittikçe artan bir ilgiyle yeniden gündemde.

Anadolu insanının rengârenk yaşam serüveniymiş bir zamanlar keçe. Kâh yaygı olmuş, kâh nazarlık... Allar, sarılar, pembeler, turuncular hep farklı duyguları anlatmış ustaların ellerinde. Mahir eller en can alıcı renklerle süslemiş gelinlerin çeyizlerini. İnsanlık tarihi kadar köklü bir mazisi olan bu uğraş, günümüzde eski ışıltısını yakalama yolunda emin adımlarla ilerliyor. Tüm dünyada moda, dekorasyon ve aksesuar tasarımlarının aranan materyali, yükselen yıldızı keçe. Eko kültür turizmi yapanların da merakla takip ettiği bir kültür ürünü. Dünyadaki ilk tekstil ürünü olmasının yanı sıra üretiminde teknolojik dokunuş gerektirmemesi, atık bırakmaması, yüzde 100 doğal bir ürün olmasıyla (koyun yünü, zeytinyağlı sabun ve insan emeği) çevreye, dünyaya duyarlı insanların tercih ettiği önemli bir değer.

İnsan-ı Kâmil

Anadolu’da keçecilerin ahiliğin kurucularından olduğunu ve tasavvufta keçecilere “birleştiren, kaynaştıran” anlamında “Sufi” dendiğini, bu zanaatın felsefi bir altyapısının bulunduğunu pek az insan bilir. Tasavvufta yün, insanı; keçe ise insan-ı kâmili temsil eder. Her ikisi de insanı meşakkatli; sabır, sevgi, sadakat ve saygı gerektiren (ustasına, işine, kendisine) bir süreçten geçirerek yeni bir “ben”e ulaştırır (yeni bir form-biçim-işlevsellik) ve bunun geri dönüşü yoktur.

Keçe tarihsel süreçte toplumun her kesiminde, hayatın her alanında yer bulur. Liste uzundur: Yörüklerin atlarına semer keçesi, bebeklerine beşik-kundak, gelinlere yer yaygısı, yeniçerilere başlık, efendilere fes, çocuklara patik, çobanlara kepenek, büyüklere çarık, çizme, yelek, nazarlık olur...

Osmanlı döneminde 200’ün üzerinde atölye sayesinde keçe altın çağını yaşar. Askerî materyal olarak kabul edilen keçe atölyeleri saray için çalışmış; çıkılan seferlerde keçeden çadırlar, semer keçeleri, serpuş, atların nalları ses çıkarmasın diye gece taarruzlarında kullanılan patikler önemli rol oynamış, üreticileri de kanunlarla korunmuştur.

Yakın tarihimiz ise keçecilik açısından maalesef bir duraklama dönemidir. Keçeciler hammadde temininde zorluklarla karşılaşmaya başlar. Sanayide, sağlık sektöründe kullanılan; yatak üretiminde, otomobillerde, matbaalarda kendine yer bulan keçe kendisine gönül vermiş zanaatkârları ise pek mutlu etmez. Binbir emekle yapılan keçe kepenekler, “gelin keçesi” adı verilen yer yaygıları kilo hesabı ile fiyatlandırılır. Hâl böyle olunca çocuklar babalarının zanaatlarını devam ettirmeye pek de gönüllü olmaz.

2000’li yılların başında ise tekrar bir kıpırdanma yaşanır. Keçe tüm dünyada tasarım ürünü olarak moda ve dekorasyon alanlarında kendine yer bulmaya başlar. Unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerlerimizden keçe, bir tasarım ürünü olarak dikkat çekmektedir artık. Üniversitelerde ders olarak okutulmaya başlanır, hakkında projeler üretilir. Keçeden yapılan ürünler işlevselliklerinin yanı sıra estetik değerleriyle de beğeni kazanır.

Binlerce Yıldır Aynı

Tarihi MÖ 1600’lere, Erken Bronz Çağı’na kadar uzanan kültürel bir unsur keçe. İlginç olan, ortaya çıktığı günlerde kullanılan yöntemlerin birebir aynısının bugün de kullanılması: Yün kırkılıp yıkandıktan, çoban tarağı denilen taraktan geçirildikten sonra hasırın içine yayılıp desenlenir, sonra ıslatılıp rulo yapılır ve bağlanır. Sıra gelir dövme işlemine. Yünün hareket kabiliyeti suyun mahareti ve kas kuvvetiyle birleşir. Ruloya kalp ritmi ile ileri geri baskı uygulanması, yapanda zikir etkisi uyandırır. Belki de bu yüzden, emek yoğun bir iş olmasına rağmen keçe yapımı insanı dinginleştiren, sakinleştiren bir süreçtir. Yapılacak keçe büyük ve kalınsa o zaman iki veya üç usta aynı ritmik hareketlerle ayakları veya dirsekleriyle dövme işlemini gerçekleştirir. Neden derseniz, yapım aşamasında 1 kilo yün 3 kilo su çeker. 10 kiloluk bir yer yaygısı yapacaksanız buna güç yetmez, iş birliği gerektirir.

Keçede yapıştırma, dikme, nakışlama yoktur. Ebru, suya yazı yazma sanatı ise keçe de renkli yünlerle yani “dokunabildiğiniz bulutlarla” resim yapmaktır. Önce biçim verilir, sonra ısı ve ritimle birlikte sıkıştırılır. İpek kadar yumuşak bir kumaş da yapabilirsiniz, aynı malzemeyi halı kalınlığında sertleştirerek de kullanabilirsiniz. İsterseniz çocuğunuza oyuncak, isterseniz ipek inceliğinde bir şal ya da dekoratif bir örtü... Seçim sizin...

Keçeyle tanışmak isteyenlerin bu “meşakkatli yol”a koyulmak yerine, turistik atölyeleri ziyaret edip küçük uygulamalarla hayallerinden en azından bir kısmını gerçekleştirmeleri mümkün. Bu atölyelerde 10-15 dakikada “tadımlık” üretimler yapılır. Böylelikle keçeyle yeni tanışanlar üretmenin heyecanını, yapabilmenin keyfini ve tarihe dokunmanın gizemini tadıp ömür boyu saklayacakları bir anıyla evlerine dönebilir.

Yazı: Ayfer Güleç - Fotoğraf: Nadire Günday

Online Bilet