AnadoluJet Magazin

Yeşilırmak’ın Kıyısında Amasya

Yalıboyu evleri, dik kayalıklarındaki seyir terasları, kışın beyaza bürünen, yazları ise bulutların dokunduğu zirveleriyle bir şehir güzelidir Amasya. Yerlisi de meftundur Amasya’ya, şöyle bir uğrayıp geçeni de!

Amasya’ya ilk defa adım atanlar Yeşilırmak üzerindeki köprülerin birinden geçip diğerinden dönerek şehri hemen gezebileceklerini düşünebilirler. Oysa bu şehrin her bir adımında durup dikkat kesilecek bir şey, geçmiş hayatların akisleri, kulak verilesi hikâyeleri vardır.

Amasya’yı keşfetmeye, biraz yukarılardan, Harşena Dağı’nın güney eteklerindeki kalker kayalara oyulmuş Pontus krallarının anıt mezarlarından başlayabilirsiniz. Yeşilırmak Vadisi boyunca irili ufaklı 23 adet kaya mezarını gördükten sonra rotanızı şehirdeki Arkeoloji Müzesi’ne çevirin.

11 ayrı medeniyete ait yaklaşık 24 bin eseri görebileceğiniz müzedeki en özgün eser kabul edilen Hititler’in baştanrısı Teşup heykelciği, ince işçiliğiyle dikkat çeker. İlhanlı dönemine ait vali, emir ve aile efradına ait mumyalar da müzenin ilgi çeken eserleri arasında.

Eski medeniyetlerin eserlerini inceledikten sonra sıra ecdad yadigârlarında. İlk durağımız Hatuniye Mahallesi’nde şık bir yalıboyu evinde açılan Şehzadeler Müzesi olsun. Burada, geçmişin ruhunu teneffüs edebilir, vali-şehzadelerin yanı sıra Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmed, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid Han, III. Murad ile doğumu itibarıyla Amasyalı olan Yavuz Sultan Selim’in balmumu heykellerini görüp Yeşilırmak’ın sularını seyre dalabilirsiniz.

Şehzadelerin resmigeçidine tanıklık ettik. Hemen köprüden karşıya geçip II. Bayezid Külliyesi’nin manevi halkasına dâhil olalım. Dikkatli gözler fark etmiştir, bazı camilerin dış cephelerine vav harfi işlenmiştir. 1486 yılında yapımı tamamlanan Bayezid Camii’nin duvarını da süsleyen vav, secdeye ve kulluğa, bir rivayete göre de Hızır Aleyhisselâm’ın bu camide namaz kıldığına işarettir. Taş duvarla çevrili külliyenin avlusunda, beş asırlık çınarların altında soluklanıp avludaki medrese, imarethane, kiler, Şehzade Ahmed’in oğlu Osman Çelebi’nin türbesi, şadırvanlar ve muvakkithaneyi görebilirsiniz.

14’üncü yüzyıl başlarında İlhanlı hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytu ve eşi İldiz Hatun adına yaptırılan Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi’nde (eski adıyla Bimarhane) ihtişamlı geçmişin izlerini takip edip Osmanlı’nın, akıl ve ruh hastalarını musiki ile tedavi ettiğini öğrendiğinizde geçmişi bir kez daha hayırla yâd edeceksiniz.

Ata Yadigârları

Mustafa Kemal’in 1919’da Amasya Tamimi’ni ilan ettiği Saraydüzü kışla binası, bir heyelan sonucu yıkılmış, ancak 2007 yılında yeniden yapılarak müze olarak hizmet vermeye başlamış. Bu müzede, Atatürk ile heyet arkadaşlarının balmumu heykelleri, o döneme ait silah ve evraklar sergileniyor.Şimdiki durağımız Etnografya Müzesi. 1865’te Defterdar Hasan Talat Efendi tarafından inşa ettirilen ve geleneksel Osmanlı konut mimarisinin seçkin örneklerinden olan Hazeranlar Konağı, günümüzde müze olarak hizmet veriyor. Aralarında 19. yüzyıl Amasya’sının günlük hayatını yansıtan giysi, halı, kilim, mutfak ve ziynet eşyalarının da bulunduğu etnografik eserler görülmeyi hak ediyor.

Hazeranlar Konağı’ndan sonra müze turunuzu, Hazreti Osman(r.a.) dönemine ait nadide bir el yazması Kur’an-ı Kerim’in de bulunduğu Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi ve Maket Amasya Müzesi ile tamamlayabilirsiniz.

Şehri ikiye ayıran Yeşilırmak’ın Venedik kanallarını andıran iki yakasında birbirinden güzel butik oteller ve yöresel yemek yapan mekânlar hizmet verir. Butik oteller misafirlerini küçücük mutfaklarında, dünyanın başka hiçbir yerinde tadamayacağınız özgün ve lezzetli yemeklerle ağırlar. Şehre gelirken göreceğiniz verimli arazilerin, şehrin mutfak kültüründe nasıl rol oynadığını, yemek için oturduğunuz ilk mekânda hissedersiniz muhtemelen. Etli bamya, toyga çorbası, bakla dolması, keşkek, patlıcanlı pilav, kaypak ve elma tatlısının tüm malzemesi, Yeşilırmak’ın binlerce yıldır hayat taşıdığı bu topraklardan gelmektedir çünkü. Ama toprağın bereketi kadar yemeği yapan elin maharetini es geçmeyelim. Hâlen yaşayan efsane ustasıyla cevizli haşhaşlı çörekten söz etmemek olmaz. Çörekçi Galip Usta, bu dillere destan lezzeti dedesinden öğrendiği tarifle yapıyor. Çöreğin sırrını da kimseciklere vermemiş. İsterseniz karnınızı doyurduktan sonra sevdikleriniz için de birkaç paket yaptırabilirsiniz.

Güzel mekânlarda ruhunuz ve bedeniniz dinlenmiş, Amasya’nın zengin sofralarında damağınız bayram etmiş, tarihî mekânlarında geçmişin izlerini sürmüşseniz veda vakti de gelmiş demektir. Yanımızda bu şehre ait ne götürebiliriz diyorsanız; saymakla bitmez!..

Öncelikle adıyla müsemma Amasya elmalarından ne kadar yiyebildiğinize karar vermelisiniz. Bu hormonsuz has meyveler uygun fiyatlarla satılıyor. Eğer bagaj sorununuz yoksa meşhur pirincinden, tarhana ve kuşburnu ezmesinden alabilirsiniz. Yörenin kültürünü yansıtan el yapımı yemeniler, şallar, yazmalar ve örtüler, süs eşyaları ya da takılar ise, dost ve yakınlarınız için harika birer armağan olabilir.

Online Bilet