AnadoluJet Magazin

Anadolu’da Tarihe Tanıklık Eden Beş Yer

Dünya tarihine ışık tutan önemli arkeolojik keşiflerden Çatalhöyük, efsanevi Troya, Türklerin Anadolu’ya adım attığı Malazgirt, bir cihan imparatorluğunun doğum yeri olan Söğüt ve en nihayetinde Anadolu’nun bağrına İstiklal mührünü basan Ankara’nın Gazi Meclisi, bu coğrafyanın kaderinin çizildiği yerlerdir. Tarihe tanıklık eden, hatta tarihin akışını değiştiren Anadolu’daki bu beş yeri gelin daha yakından tanıyalım.

Çatalhöyük, Konya

Anadolu’da Neolitik Çağı’nda ilk ve en önemli arkeolojik keşiflerinden biri kabul ediliyor Çatalhöyük. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2012’de dâhil edilen neolitik kent, Konya’nın güneybatısında, Çurma ilçesi sınırları içinde yer alıyor. MÖ 7400 ile 6200 yılları arasına tarihlenen Doğu ve MÖ 6200 ile 5200 yılları arasına tarihlenen Batı höyüklerinden oluşan Çatalhöyük, 1961’de başlayan kazılarla gün yüzüne çıkarılmış. Doğu höyüğünde 18 neolitik yerleşim katmanı bulunuyor. Burada evler birbiri üstüne, aynı planla inşa edilmiş. Eski evlerin duvarları, sonrakilerin temeli olarak kullanılmış. Kerpiç yapıların miyadı dolduğunda, toprak ve molozlarla doldurulup üzerlerine yenileri yapılmış.

Köylerden kentsel hayata geçişin ilk örneklerinden olan Çatalhöyük etkileyici ve farklı bir yerleşim. Kapısı çatıda olan birbirine bitişik kerpiçten evleriyle, sokakları olmayan, tüm yaşamın damlarda geçtiği, 8 bin kişinin yaşadığı bir şehir. Sokak olarak kullanılan damlar, günlük etkinliklerin yapıldığı alanlar Çatalhöyük’te.

Troya, Çanakkale

Anadolulu ozan Homeros’un MÖ 730’larda kayda geçirdiği Troya Savaşı, 19’uncu yüzyılın ikinci yarısına kadar insanlık için edebî bir şaheserin konusuydu sadece. Rüzgârların gemileri buraya sürüklediği çağda, dünyanın stratejik anlamda en önemli merkezlerinden olduğu savaşın bir araya getirdiği halklardan anlaşılıyordu. Ticaret, kültür ve siyasetin birbirine bağladığı Anadolu ve Trakya halkları Troya saflarında yerini almışlardı. Rakipleri ise Troya’nın zenginliklerini yağmalamak isteyen Agamemnon liderliğindeki site devletleriydi. İlyada destanında anlatılan savaş kadar Troya’nın zenginliği de yüzyıllarca pek çok insanın hayallerini süslemişti. Anlatılanlar Alman maceraperest Heinrich Schliemann’ın da ilgisini çekmişti. Anadolu’ya ayak bastığında takvimler 1868 yılını gösteriyordu. İlyada destanında anlatılan topografya özelliklerinden yola çıkarak Hisarlık tepeyi kazmaya karar verdi Schliemann. 1873 yılında aldığı izin sonrasında kazılara başlayınca sonunda talihin yüzüne güldüğünü anladı. Bugün Schliemann’ın yurt dışına çıkardığı eserlerin bir kısmı Moskova’da Puşkin Müzesi’nde, bir kısmı da Berlin Müzesi’nde sergileniyor. Amerika’yla yapılan anlaşma sonrasında 4 bin 500 yıllık 24 parça eser Türkiye’ye getirildi. Diğer parçaların iadesi içinse Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çabaları devam ediyor. Kazılarda ortaya çıkarılan ve antik çağın “süper kahramanları” Hektor’la Akhilleus’un büyük çarpışmasına sahne olan antik şehir ise 1998 yılından beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunuyor.

Malazgirt, Muş

Türklerin Anadolu’yla ilişkileri Malazgirt Meydan Savaşı’na bağlanır. Oysa Selçuklular Anadolu’ya bu savaştan önce girmişlerdi. 1064 yılında Ani ele geçirilmiş. Selçuklu komutanı Afşin’in yönlendirdiği kuvvetler Sakarya’ya kadar uzanan akınlar yapmışlardı. Ancak Anadolu kapılarının Selçuklulara açılması için 1071’i beklemek gerekecekti. Selçuklu Sultanı Alparslan, Halep’i ele geçirip Şam’a yönelmişken Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in kumandası altındaki ordunun Anadolu’da harekete geçtiğini öğrenerek ordusunun ana üssü olan Ahlat’a geldi. Ordugâhını Rahmet Ovası’na kurdurdu. Karargâh merkezi ise Süphan Dağı’nın eteklerinde bulunan Sultan Tepesi ve Ziyaret Tepesi’ydi. Malazgirt’te gerçekleşen savaşın seyrini Bizans ordusundaki Türk kökenli askerlerin taraf değiştirmesi belirledi. Bu savaştan sonra çok kısa sürede İznik’e kadar ilerleyen Selçuklular daha sonra doğacak olan Osmanlı ve diğer beyliklerin tohumunu attı. Malazgirt, Anadolu’nun Türk yurdu olmasında atılmış ilk ve en önemli adım olarak tarihe geçti.

Söğüt, Bilecik

Osman Gazi rüyasında karnından çıkan ağacın dallarının dünyayı sardığını görmüş, Şeyh Edebali kutlu bir müjde olarak yorumlamıştı bu rüyayı. Cihangir bir devletin doğuşunu böyle anlatır kronikler. Osmanlı’nın kuruluşu sadece Anadolu’nun ve Türklerin değil dünya tarihinin de bir dönüm noktasıydı. Ertuğrul Gazi’nin İznik Rum İmparatorluğu’ndan aldığı Söğüt, II. Alâeddin Keykubad tarafından kılıç hakkı olarak Domaniç ile birlikte Kayı aşiretine verildi. Söğüt’te kışlayan, Domaniç’te yaylayan bu Türkmenlerin şansı biraz kıyıda kalmalarıydı. İyi organize olmaları ve menakıbnâmelerde görüldüğü gibi gönülleri de fethetmeyi bilmeleri bu küçük beyliği önce devlete kısa bir süre sonra imparatorluğa dönüştürdü.

Her yıl eylül ayında Söğüt’te Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri düzenleniyor. Söğüt’ün en yüksek yerinde bulunan Ertuğrul Gazi’nin türbesi, devlet erkânı da dâhil olmak üzere her yıl binlerce insan tarafından ziyaret ediliyor. Şeyh Edebali’nin damadı Dursun Fakih’in türbesi de yine ilçe sınırları içinde.

Birinci Meclis, Ankara

İstanbul’un itilaf kuvvetleri tarafından işgal edilmesinden üç gün sonra Mustafa Kemal yayımladığı bildiriyle yeni bir meclisin Ankara’da kurulacağını duyuruyor, dağıtılan Meclis-i Mebusan üyelerini de Ankara’ya davet ediyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti binası olarak tasarlanmış ancak bitirilememiş yapı, meclis binası olarak seçildi. Yapının tamamlanması ve diğer hazırlıkların ardından 23 Nisan 1920’de 115 milletvekilinin hazır bulunduğu bir toplantıyla çalışmalarına başladı. Kurtuluş Savaşı’nın sevk ve idaresinde etkin rolünden dolayı Birinci Meclis ve Gazi Meclis unvanıyla anılan meclis binası, 15 Ekim 1924 tarihine kadar çalışmaların yürütüldüğü yerdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna tanıklık eden yapı, daha sonraları Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürdü, 1952 yılında Maarif Vekâletine devredildi. 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında hararetli tartışmaların yaşandığı ve millî mücadele anılarının sergilendiği müze Ulus Meydanı’nda yer alıyor.

Yazar : Mutlu Dursun – Foto : Sabahattin Kayış/ Aykan Özener/ Murat Art/ Adem Kapan/ Ertan İşlek/ Suat Alkan

Online Bilet