AnadoluJet Magazin

Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne Gitmek İçin 7 Neden

Yazının bulunduğu, tarımın ilk defa uygulandığı, ilk kanunların oluşturulduğu olağanüstü bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyanın zenginliğini yansıtan paha biçilmez eserlerin sergilendiği Anadolu Medeniyetleri Müzesi, sadece arkeolojiye ilgi duyanların değil, 7’den 70’e herkesin keyif alabileceği bir yer.

Aynı Çatı Altında Binlerce Yıllık Tarihe Tanıklık Etmek

Anadolu, tarih boyunca pek çok ilke, medeniyete tanıklık etmiş benzersiz bir bölge. Coğrafya bu kadar zengin olunca Anadolu’yu tanımak, geçmişi hakkında bilgi sahibi olmak için çokça okumak, araştırma yapmak ve gezmek gerekiyor. Bu durum kimi zaman meraklılarının gözünü korkutmuyor değil. Ancak Anadolu’yu, Anadolu tarihini keşfetmenin çok keyifli bir yolu daha var: Anadolu Medeniyetleri Müzesi.

Müze, Anadolu’nun dört bir yanındaki kazı alanlarından gelen eserleri barındırıyor. Koleksiyon listesi uzun: Paleolitik Çağ, Neolitik (Yeni/Cilalı Taş) Çağ, Kalkolitik (Bakır-Taş) Çağ, Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Eski Hitit ve Hitit İmparatorluk Çağı, Frig Krallığı, Geç Hitit Krallığı, Urartu Krallığı, Lidya Dönemi, MÖ 1200’lerden Günümüze Anadolu Uygarlıkları, Çağlar Boyu Ankara… Bu müze tabiri caizse Anadolu’nun eksiksiz bir portresini oldukça çarpıcı biçimde sunuyor ziyaretçilerine.

Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han

Birbirinden etkileyici eserlerin arasından geçerken aynı zamanda tarihî bir mekânın atmosferini solumak ziyaretçiler açısından muhteşem bir deneyim. 1997 yılında “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanını alan müzeye ev sahipliği yapan tarihî yapılar başlı başına birer değer.

Müzenin teşhir binası olarak kullanılan iki yapısından biri Mahmut Paşa Bedesteni. 15’inci yüzyılda inşa edilmiş. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Mahmut Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilen Bedesten, çevresindeki 102 dükkânla birlikte adı Ankara ile özdeşleşen “sof” kumaşının da en önemli dağıtım merkezlerinden biriymiş. 1881’de çıkan yangından zarar gören yapı, 1933 yılındaki restorasyonun ardından Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne tahsis edilmiş. Müzenin diğer yapısı Kurşunlu Han ise Fatih Dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın İstanbul’un Üsküdar semtindeki imaretine vakıf olarak yaptırılmış. Yapı, Osmanlı hanlarının tipik bir örneği.

Oyuncaklar

Tarihî oyuncakları müzedeki en ilgi çekici ve sıra dışı eserlerin arasında sayabiliriz. Geçmiş çağlara ait oyuncaklar genellikle ahşaptan ve taştan yapılmış. Dört tekerlekli basit arabalar, at ve köpek şeklinde ahşaptan oyulmuş oyuncaklar minimalist estetiğin çağlar öncesinden günümüze ulaşan örnekleri. Oyuncaklara bakarken Hitit ya da Frig dönemi çocuklarının oyun esnasındaki eğlenceli hâllerini göz önüne getirmek çok da zor değil. Geçmişin çocukları, basit oyuncakları ile teknolojik imkânlara sahip günümüz çocukları kadar eğlenmiş olmalılar.

Geçmişin Bakiyesi Tabletler

Tablet denildiği zaman aklınıza ilk gelen, elinizden düşürmediğiniz akıllı cihazlarınız olabilir; ancak müzede göreceğiniz tabletler bir hayli farklı. Atalarımız bu tabletlere yazabilmek için çok fazla emek harcamış olmalı. Boşanma akitleri, hayır işleri, eğlenceler, mahkeme kararları, ticarî anlaşmalar gibi pek çok olay tabletlere kaydedilmiş. Örneğin MÖ 19’uncu yüzyıldan kalan bir tablete Sakriuşva ile Asurlu bir tüccar olan Assur-Taklaku’nun boşanmaları kaydedilmiş. Bu belgede boşanma sonrası kadının ve erkeğin eş seçme konusunda eşit haklara sahip olduğu, ayrıca boşanmanın tarafların rızası ile gerçekleştiği için tazminatın söz konusu olmadığı kayıt altına alınmış. Aynı yüzyıla ait başka bir tablette ise Agua adında bir tüccarın vasiyeti yer alıyor. Agua, ölümünden sonra evinin ve gümüşlerinin eşine verilmesini, eşinin de gümüşlerinin bir kısmını çocuklarına pay etmesini vasiyet ediyor. Değer verdiğimiz şeylerin pek de değişmediğini, onlarca asırlık bir tablet üzerinden keşfetmek sizce de ilginç değil mi?

İlk Sanat Eserleri

Duvar resimleri ve taş eserler bölümündeyiz şimdi. Binlerce yıl öncesinden av sahnelerini tasvir eden duvar resimleri daha dün yapılmış gibi. İnsanların bu resimleri avdan sonra değil de, ava çıkmadan önce, uğur getirmesi için çizdiklerini öğrenince şaşkınlığınız bir kat daha artıyor. Zaman ilerledikçe duvar resimleri yerini taş kabartmalara bırakıyor. Kale duvarlarına, tapınaklara ve saraylara tarihî olayları, önemli günleri ve dinî inançları anlatan birbirinden güzel, devasa kabartmalar yapılmış. Şüphesiz bunlar arasında en önemlisi Gılgamış Destanı’nı tasvir eden kabartma. “Gılgamış”, dünyanın ilk destanı olarak kabul ediliyor.

Midas’ın Kulakları

Frigya kralı olan “eşek kulaklı” Midas’ın hikâyesini duymayan yoktur herhalde. Apollon ile Pan arasında yapılan çalgı yarışmasına hakemlik yapan Midas, oyunu Pan’dan yana kullanınca Apollon sinirlenmiş. Midas’ı cezalandırmak için kulaklarını eşek kulaklarına dönüştürmüş. Midas eşek kulaklarını bir süre külahının altında saklamayı başarmış ta ki saçlarını kestirmeye gidene kadar. Berber, gördüğünü kimselere anlatmayacağına dair yemin etmiş ama sırrın yükü ağır. Dayanamamış, bir çukur kazıp “Midas’ın kulakları eşek kulağı” diye fısıldamış. Ses yankılanmış, çoğalmış, çevresindeki sazlıklar da bu cümleyi seslendirmeye başlamış. Kısa sürede herkes Midas’ın sırrını öğrenmiş. İşte bu ilginç hikâyenin atfedildiği Midas da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde… Kulaklarını değilse bile mezar odasını görebilirsiniz. Bir de 3 bin yıllık muhteşem masasını... Bu masa Kral Midas’ın tümülüsünde, onunla birlikte gömülen mobilyalarından biri.

Nesli Tükenen Türler

Müzenin ilgi çekici kısımlarından bir diğeri Anadolu’da yaşamış olan hayvanların arkeolojik kalıntılarının, fosillerinin sergilendiği doğa tarihi alanı. Geçmişte Anadolu’da yaşamış gergedan, goril, zürafa, pars, leopar gibi hayvanların yanı sıra hâlâ Anadolu’da görülen vahşi hayvanların atalarına ait buluntuları görüp de etkilenmemek mümkün değil. Ankara’da ise birkaç milyon yıl öncesine safari yapmak mümkün.

Yazar : Ender Kurnaz – Foto : Hamit Yalçın/ Mustafa Çelik

Online Bilet