Yazı: Melih Uslu Fotoğraf: Cengiz Karlıova
Toros Dağları’nın eteklerinde, Burdur’dan Isparta ve Konya’ya uzanan bölgede, ferah kumsalları, tarihi yapıları ve doğal güzellikleriyle Anadolu’nun en güzel gölleri saklı.
Göller Bölgesi’nin giriş kapısı Burdur’da, şehir merkezi gölden biraz içeride. Bölgedeki şehir yerleşimlerinin tarihi Hititlere kadar uzanıyor. Kentteki en eski yapılardan biri olan Ulu Camii, 14. yüzyılda inşa edilmiş.
Burdur Müzesi ise Bulguroğlu Medresesi’nin bir bölümünde hizmet veriyor. Anadolu’nun en zengin arkeolojik koleksiyonlarından birini barındıran müzede 58 binden fazla eser sergileniyor. Ayrıca Sagalassos, bölgedeki antik yolların izini sürmek isteyenler için bir hazine.
Yöreye özgü meşhur ceviz ezmesiyle enerji topladıktan sonra yönümüzü Burdur’un göllerine çeviriyoruz. Burdur ve Salda göllerinin yanı sıra İnsuyu Mağarası güzellikleriyle bizi büyülüyor. Artık Isparta sınırları içerisindeki gölleri keşfetmeye hazırız.
Gülü ve gölleriyle ünlü Isparta, gezmekle bitirilemeyecek bir hinterlanda sahip. İlk durağımız, şehir merkezine 13 kilometre uzaklıktaki Gölcük Krater Gölü. Anıt ağaçlar ve piknik alanlarıyla çevrili göl, daha çok mesire yeri olarak kullanılıyor.
Isparta’nın asıl sürprizi ise Kovada Gölü. Torosların ıssız zirveleriyle çevrili bir dağ gölü olan Kovada’nın kıyıları 20 kilometreye ulaşıyor. Civarda tek bir betonarme yapıya rastlanmıyor. Eşine az rastlanır bu yeryüzü cennetinde görüntüyü bozacak elektrik telleri bile yok.
Gölün güney ucundaki asırlık çınarlarla çevrili minik kumsallardan suya girmek ayrıcalıklı bir tecrübe. Yarımada adı verilen sazlıklarla kaplı yeşil alanın çevresindeki koylar serin bir yaz keyfi için ideal. Milli Parklar İdaresi’nin levhaları orman için yürüyüş parkurlarını işaret ediyor. Ahşap seyir iskeleleri ise fotoğrafçıların favorisi.
Gezi listemizde sırada Eğirdir Gölü var. Bulutların dağlarla, dağların gölle barışık olduğu Eğirdir’de zaman balıkçı ağlarında olduğu gibi ağır ama bereketle akıyor. Asırlardır olduğu gibi… Türkiye’nin dördüncü büyük golü olan Eğirdir, yedi renkli su diye anılıyor. Gölün karşısında yükselen zirvenin adı Eğirdir Sivrisi.
Gölün kuzeyde kalan bölümüne Hoyran adı verilmiş. Göl üzerindeki Canada, ince bir yolla karaya bağlanmış. Dağlarla çevrili gölün derinliği 14 metreye ulaşıyor. Bölgede turizm olanakları geniş. Eğirdir, son yıllarda başta yelken ve kaya tırmanışı olmak üzere bir doğa sporları merkezine dönüşmüş. Çardaklı pansiyonlar, göl kıyısında restoranlar ve renkli bir çarşı…
Selçuklu dönemine ait yöredeki en güzel eserlerden biri olan Hızır Bey Camii’nin ilginç bir mimari özelliği var. Cami ile bitişiğindeki Dündar Bey Medresesi’ni birleştiren taç kapı üzerindeki minarenin Anadolu’da benzeri yok.
BOZKIRIN DENİZİ
Eğirdir Gölü’nün yakın çevresi de güzelliklerle dolu. Göller Bölgesi’ne cazibe kazandıran bir başka unsur ise St.Paul (Aziz Pavlus) Yolu. Uzunluğu 500 kilometreye ulaşan parkur, Türkiye’nin işaretlenmiş uluslararası yürüyüş yollarından biri. Anadolu’da kurulmuş en eski yedi kiliseden birine sahip olan Yalvaç, yolun Isparta’daki en önemli bölümünü oluşturuyor.
Antik devirde Pisidia’nın başkenti olan ilçede Psidia Antiocheiası, Yalvaç Müzesi ve yörenin etnografyasını yansıtan Tıraşzade Konağı vakit ayırmaya değer. Yalvaç’ın sürprizleri size yetmediyse antik patikaların izini Sütçüler yakınlarındaki Yazılı Kanyon’da sürmeye devam etmek tercihinize bağlı. Burdur ve Isparta’dan sonra son durağımız Beyşehir Gölü.
Orta Torosların arkasında kalan göl, dağlarla çevrili kapalı bir havza durumunda. Bu havzanın ortasındaki zümrüt gibi parıldayan göl, bozkırın ortasında yeşil bir vahayı anımsatıyor. Yüzmeye elverişli olan gölün üzerinde pek çok endemik kuş ve çiçek türünün bulunduğu adacıklar mevcut. Anadolu’daki ağaç direkli camilerin en büyüğü ve özgünü olan Eşrefoğlu Camii de Beyşehir’de. Dikdörtgen planlı mabet, ağaç işçiliğinin inceliğiyle dikkat çekiyor.
Tümüyle firuze çini mozaik kaplı mihrabın genişliği ise beş metreyi aşıyor. Beyşehir’in bir diğer harikası, Kubadâbâd Sarayı. Gölün güneyinde, Gölyaka yakınlarında bulunan saray, 13. yüzyılda Selçuklu yazlık sarayı olarak inşa edilmiş. Özetle bölgenin güzellikleri saymakla bitmeyecek kadar çok. Gölünde balığı, ağacında meyvesi, sokaklarında tarihi ve doğasında spor alanlarıyla Göller Bölgesi sizi bekliyor. Bütün samimiyetiyle...
YAZILI KANYON
Isparta’nın kuzeydoğusundaki Yazılı Kanyon, adını girişindeki tarihi yazıttan almış. Antik Kral Yolu’na ev sahipliği yapan kanyon, 600 hektarlık dev bir doğa parkının kalbinde. Kanyonun yürüyüşe elverişli bölümü, minik köprüler eşliğinde seyrine doyum olmayan güzelliklere açılıyor.