AnadoluJet Magazin - Nisan 2011

Yazı: Serdar Turan Fotoğraflar: Ahmet Bilal Arslan

Uçmayan Kalmasın

Uçmayı bir hayalden gerçeğe dönüştüren AnadoluJet üçüncü yaşını kutluyor. Mavi Turna’nın üç yıllık gelişme sürecini ve geleceğe dair planlarını AnadoluJet’i Türk Hava Yolları bünyesinde hayata geçiren ve üç yıldır AnadoluJet’i havacılık sektörünün en önemli markalarından biri haline getiren Sami Alan ile değerlendirdik.

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Uçmayan Kalmasın

Üç yıl nasıl geçti?
Bundan üç yıl önce yola çıkarken bir vizyonumuz vardı: Uçmayan kalmasın! Başkent Ankara’dan sadece İstanbul, İzmir, Antalya gibi büyük şehirlere günlük direkt uçuşlar vardı. Oysa Anadolu’da 40’a yakın şehre Ankara’dan her gün karşılıklı uçuş bir ihtiyaçtı.

Başkent, Anadolu ile “konuşmuyordu”. Her Anadolu şehrinin bir büyükşehir ihtiyacı vardır. Kâh makine yedek parçası, kâh iyi avukat, kâh iyi doktor, kâh çocuklarına iyi üniversite olsun büyükşehir bir ihtiyaçtır.

Batıda İzmir’dir, daha genel anlamda elbette İstanbul’dur ama Anadolu’nun ekserisi için Ankara ilk büyükşehirdir. Ankara daha bir Anadolu’dur. Çünkü, kendi gibidir. Ayrıca bürokrasinin merkezi oluşu başkenti daha bir çekim merkezi yapmıştır.

Ankaralı olan ama o günlerde Erzurum’da oturan annemin ufak tefek de olsa gayrimenkul yatırımlarını İstanbul’a yapıp, beni liseyi yatılı okumaya İstanbul yerine Ankara’ya göndermesinde, Ankaralı oluşunun dışında sanıyorum işte bu “yakınlık” algısı da rol oynamıştı. Yakınlık derken 14 saatte giden otobüs yerine Kızıldağ’da, Sakaltutan’da mahsur kalmayalım diye trenle 24 saatte gelebildiğimiz yakınlıktaki Ankara.

Zira İstanbul aynı trenle 35 saatti.  İlk tatil döneminde yolların kapanıp otobüslerin çalışmadığı, trenlerde yer olmadığı ve uçak bileti satış noktasında ankesörlü telefon önünde mütereddit kalıp öğretim üyesi olan babama telefon açamayacak bir yakınlık bu.

“Uzak diye bir yer yok” un altını doldurmak da bunun için çok önemliydi. Birinci hayalimiz buydu, Ankara için uzak diye bir yer olmamasıydı. Ankara’dan bugün 50’ye yakın yere direkt uçuyorsak, gençler, öğrenciler bankaya havale için cep telefonlarından babalarını aramadan uçak bileti alabiliyorlarsa hayalimiz gerçek oldu demektir.

Yola beş uçakla çıkan AnadoluJet bugün 24 uçaklık bir filoya ve 50 destinasyonluk bir networke ulaştı. Bu gelişme nasıl gerçekleşti?
İlk hayalimiz Ankara’yı Anadolu’ya, ikincisi bu sefer Ankara’yı merkeze alıp tüm Anadolu’yu Ankara üzerinden bağlamaktı. Ankara hemen hemen her yere bir, bir buçuk saat uçuş mesafesinde.

Düşünün ki uçakları senkronize olarak aynı saatlerde Ankara’dan kaldırdığınızda yine aynı saatlerde Ankara’ya indirebilirsiniz. Bu da şu anlama geliyor, aynı anda 20 uçaktan birinin içindeyseniz indiğinizde giden uçaklar listesine baktığınızda bir saatlik zaman diliminde 20 tane şehre kalkan uçuşları görebilirsiniz. İşte günde dört kere böyle dalga yapıyoruz.

Böylece Samsun’dan Lefkoşa’ya, Van’dan Tekirdağ’a, Bursa’dan Erzurum’a, İzmir’den Muş’a, Erzincan’dan Antalya’ya ve daha birçok noktaya efektif bağlantılar kurabildik. Aktarmalı uçuşlarda ikinci bilet fiyatını da tüm vergiler dâhil 45 TL yapınca hava ağlarıyla tüm yurdu örmüş olduk.

Sözgelimi Adanalısınız, İstanbul ve Ankara’ya direkt uçuşumuz zaten var. Ankara üzerinden Türkiye’nin havaalanı olan hemen her yerine ekonomik ve efektif ulaştırma iddiasında olan neredeyse yegâne markayız.

Dolayısıyla hızlı ve ekonomik ulaşım denince artık Anadolu’da akla ilk AnadoluJet geliyor. Tabii ekonomik olmak adına ürünümüzü maliyet unsuru içeren bir kısım teferruatlardan arındırmamız gerekiyordu, business class sunmamak, CIP salonları için ücret talep etmek, mini ikram konsepti, yüksek yoğunluklu koltuk konfigürasyonu...

Bunları yapmasaydık şu ana değin satılan biletlerin fiyatlarının yarısını iki basamaklı tutamaz, bu düşük ücretlerle de yüzde 85 dolu gidemezdik. Uçakta ya ortalama 90 TL’den 160 yolcu yahut 160 TL’den 90 yolcu bulacaksınız. Kısa hatlarda müşteri beklentileri farklılaşıyor, talebin ürüne değil fiyata daha duyarlı olduğunu gördüğümüz için biz ilk yolu tercih ettik.

Fiziksel gelişmenin yanı sıra marka olarak da ciddi bir atılım söz konusu…
AnadoluJet markası Anadolu insanının azminin, hasretinin, beklentisinin ve geniş vizyonunun bir yansıması adeta. Biz AnadoluJet olarak bir yandan öz değerlerimizden kopmadan, bu toprakların kadim mirasının temsilcisi olmaya bir yandan da Türkiye’nin ve özellikle de Anadolu’nun son dönemde gerçekleştirdiği benzersiz gelişmenin destekçisi ve katkı vereni olmaya çalıştık.

Anadolu ekonomisi arabanın motoru ise tabiri caizse biz o motorun yağı olalım istedik. Bir yandan sponsorluklarla kültür ve sanat etkinliklerine destek olurken diğer yandan üniversiteler ve spor organizasyonları ile gençlerle kucaklaştık. Markamızın genç, dinamik, yenilikçi ve atılımcı yaklaşımını sürekli pekiştirmek için yurdun dört bir yanında çaba gösterdik. Bunun sonucunda oluşan teveccühü görmek bizi çok mutlu ediyor.

AnadoluJet’in gelişim süreci gelecekte nasıl devam edecek?
Şu aşamada gelişimimizi iki eksene oturtmak istiyoruz. Birincisi hiçbir havayolu markasının gitmediği yeni şehirlere uçmak. Uşak, Tokat, Siirt, Çanakkale, Isparta kısa süre önce haritamızdaki yerlerini almışlardı. Bunlara bu yaz Gökçeada, Gazipaşa, Hopa-Batum da eklenecek.

Ayrıca yazın başta turistik bölgeler olmak üzere çeşitli noktalara yönelik ilave seferler planlıyoruz. Bir diğer eksen de yurtdışı noktaları. Ankara’yı direkt uçuşlarla yurt dışına taşımak istiyoruz. Hali hazırda 14 yurt dışı noktasına hizmet götürüyoruz.

Kısa süre önce Londra ve vizelerin kalkması an meselesi olan Moskova da dâhil. Bunlara bu yaz Batum, Bakü, Cidde ve Medine eklenecek. Elbette AnadoluJet’i yakinen takip edenler bilir, sürpriz yapmayı severiz. Tüm bu uğraşları vermemizin tek bir amacı var, Uçmayan Kalmasın!

Copyright © AnadoluJet. Tüm hakları saklıdır.