• Click For English
  • Ana Sayfa
  • İletişim
  • Yardım
  • Site Haritası

AnadoluJet Magazin - Mayıs 2011

Yazı: Melih Uslu Fotoğraflar: Ahmet Bilal Arslan

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Çam sipsi ve üç telli bağlama ustası Denizlili Hayri Dev’i Fransızlar keşfetti. UNESCO tarafından Yaşayan Kültürel Miras Taşıyıcısı İnsan Hazinesi seçilen “dev” müzisyen, Anadolu’daki sayısız sessiz dehadan sadece biri.

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Torosların “Dev” Sesi: Hayri Dev

Özay Gönlüm, Selahaddin Pınar, Mehmet Şakır, Hasan Yıldırım ve Sezen Aksu... Denizli’de dünyaya gelip ezgilerini dünyaya taşıyan isimlerden sadece birkaçı. Yörede Karacaoğlan türküleriyle başlayıp zeybek havalarıyla devam eden müzik geleneği genç kuşakların elinde çeşitleniyor. Toros yaylalarında asırlardır gelişen çok sesli müzik geleneğinin usta isimlerinden biri de Hayri Dev.

Denizli’nin uzak ilçesi Çameli’ne bağlı Gökçeyayla Köyü’nde kendisine ulaşıyoruz. Bizi kapıda karşılayıp evine buyur ediyor. Sohbete başlamadan önce kendi yaptığı çam sipsiyle mini bir müzik ziyafeti çekiyor bizlere. Bir çırpıda kulaklarımızın pasını alıyor usta. Sonra da biz soruyoruz o anlatıyor…

“Yaşım 80’e dayandı” diyor Hayri Usta ve başlıyor anlatmaya: “Evvelallah daha çok çalar, söyleriz. Çocukluğumuzda Torosların eteklerindeki yaylalarda çobanlık ederdik. Ömrümüz dağlarda, yaylalarda geçti. Kırk Devler denilen atalarımız sazı - sözü çok severlerdi. Denizli’de bir düğün - dernek oldu mu bunları çağırırlardı.

Çam sipsiyi çocukken yaylalarda çobanlık ederken öğrenmişim. Bunu üflerken çocukluğumun çobanlık yıllarında duyduğum sesleri duyar gibi olurum. Ne bileyim. Kaval sesi olsun, kuzuların çıngırakları olsun ya da çobanların kendi aralarındaki konuşmaları olsun… Hepsi kulağıma çalınır da bu sesler sipside canlanır gibi olur”

Ezgilerini çeşitli deyişlerle harmanlayan Hayri Usta’nın müziğini dinlerken kendimizi Torosların en güzel kırlarında hissediyoruz. Enstrümanlarına sadakatle bağlı olan Hayri Usta’nın çocukluğundan beri ezgilere duyduğu tutku hiç sönmemiş. Yeri gelmiş çoban arkadaşlarından da bir şey öğrenmiş, Özay Gönlüm’den de.

Evlere gidip yarenlik yapmış, düğünlerde insanları eğlendirmiş. Ormanda, dağlarda çobanlar için çalmış, söylemiş. İnce ve neşeli bir ses çıkaran çam sipsinin nasıl yapıldığını soruyoruz ustaya. Bunu ilkbaharda kesilen körpe çam dallarından yaptıklarını anlatıyor. “Çok neşeli bir sesi vardır” diyor.“Hele üç telli bağlamayla beraber çalınınca yerinde duramaz insan, evlerdeki halıları eskitir” Ustaya hak veriyoruz. Öyle ki, eskiden kadınlar nazar değmesin diye sipsinin üzerlerine boncuk asarlarmış.

Ezgilerini dünyaya taşıyan o günü ise hâlâ heyecanla hatırlıyor. “20 sene kadar evveldi” diyor. Fransa’dan müzikologlar çat kapı gelmişler. O çalmış, Fransızlar dinlemiş. O anlatmış, Fransızlar yazmış. Sonra bir bakmış Hayri Usta’yı Fransa’da kitap yapmışlar. Çok heyecanlanmış. Konu komşu kitabının yapıldığına inanmamış.

Tam unutulduğunu düşünürken, Fransa ve Belçika’dan 11 kişilik bir ekip daha gelmiş. Bu kez seni belgesel yapacağız demişler. Hayri Usta yine çalmış, anlatmış. Filmin adını Ormanlar Arkası (Derriére la forét) koymuşlar. Avrupa’nın pek çok kentinde gösterilen film, büyük beğeni toplamış. Fransız müzikologlar üç defa ülkelerine konser vermesi için Hayri Usta’yı çağırmışlar.

Hatta her yıl ustadan ders almak üzere Gökçeyayla’ya kadar gelenler olmuş. Derken UNESCO tarafından kendisine “Yaşayan Kültürel Miras Taşıyıcısı İnsan Hazinesi Ödülü” vermişler. Türkiye’de ancak iki elin parmakları kadar insana verilen bu ödülle dünya çapında tanınır olmuş. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay kendisini bizzat tebrik etmiş.

Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinde konserler vermiş. Bugün Hayri Dev’e yörede “Koca Usta” diyorlar. Bu lakabı müzisyenliğinin yanı sıra elinden her iş geldiği için almış. Marangozluk, terzilik, ayakkabıcılık gibi işlerin elinden geldiğini söylüyor. “İnsan her şeyi yapar, yeter ki istesin” diyor ve devam ediyor: “Çok şey yaptım ama yarenliği bırakmadım. Çalgıcılıktan çok aç kaldığım oldu ama hiçbir zaman ondan ayrılmadım”.

GİRENİZ VE MASIT HAVALARI
Hayri Dev’in öncülüğündeki Yayla adlı müzik grubunun Türkiye’deki ilk albümü Gireniz ve Masıt Havaları adıyla yayınlandı. Canlı kayıtlardan derlenen albüm, üç telli bağlama, çam sipsi, dizüstü keman gibi geleneksel çalgıların özgün icralarını gün ışığına çıkarıyor.

Copyright © AnadoluJet. Tüm hakları saklıdır.