Yazı: Bayram Coşkun Fotoğraflar: Ömer Doğan
Adını Roma imparatorlarının unvanı Caesar’dan (Kayser) alan Kayseri, Anadolu’nun kalbi durumundadır.
Heybetli ve bir o kadar da yakışıklı Erciyes Dağı’nın mührünü vurduğu Kayseri tam bir Selçuklu şehri. Hunat Camii, Camii Kebir, Gevher Nesibe Darüşşifası, Seyyid Burhaneddin Türbesi Kayseri’deki Selçuklu imzalarından sadece birkaçı. Kayseri şehir merkezinde Osmanlı dönemine ait önemli bir eserin olmaması ise dikkat çekici.
Bunun yanı sıra kent merkezinin ana silüetini oluşturan figürler arasında bulunan Bürüngüz Camii, saat kulesi ve Atatürk Heykeli Cumhuriyet döneminin eserlerinden.
TARİHİ KORUYAN KENT
Tarihi dokunun korunup modern yaşama adapte edildiği nadir kentlerden biri Kayseri. Bu durumun en güzel örneklerinden biri de kapalı çarşı. Yalnız bu çarşı diğer çarşılara pek benzemez. Zira üstün ticari zekâya sahip Kayseri esnafı burada size mutlaka bir şey satacaktır.
Ne ararsanız bulabileceğiniz çarşının en dikkat çekici bölümlerinden biri kaybolmaya yüz tutan mesleklerden olan yüncülere ayrılmış.Aslında bu durum tüm çarşı için geçerli. Zira büyük şehirlerde olduğu gibi Kayseri’de birbiri ardına açılan alışveriş merkezleri kapalı çarşı esnafını da etkiledi. Tarihin kent merkezini şekillendirdiği Kayseri de sosyal yaşam da hareketli. Erciyes kış turizminin ana merkezlerinden biri olurken kent son yatırımlarla birlikte sportif faaliyetlerin de vazgeçilmez adresi oldu. Bu anlamda Kadir Has Stadı ve Spor Kompleksi’nin önemi çok büyük. Başta futbol, basketbol ve voleybol olmak üzere birçok uluslararası organizasyona başarıyla ev sahipliği yapan bu tesisler hem Kayseri’nin hem de Türkiye’nin yüz akı durumunda. Türkiye’nin en modern statlarından birine sahip olan Kayseri halkının sportif anlamda en büyük beklentisi ise son yıllarda büyük bir atılım yapan Kayserispor’un şampiyonluğu. Kayseri’de, kent merkezi kadar ilçelerde de görülmeye değer yerler bulunuyor. İşte bir kaç örnek.
SARIGÖL VE YILKILAR
Kayseri’nin bilinmeyen gizemli doğası keşfedilmeyi bekliyor. Özellikle bahar aylarında ve yazın başlangıcında doğa tüm hazinelerini cömertçe sergiliyor. Erciyes eteklerindeki 2325 rakımlı ve 130 bin metrekare alana sahip Sarıgöl endemik türler barındıran bir doğa harikası.
Dağların arasında kar ve yağmur sularıyla oluşan bir krater gölü olan Sarıgöl’ün derinliği ise pek fazla değil. Önemli bir bölümü sazlık olan gölün en derin yeri 3 metreyi geçmiyor. Tabanı balçıkla kaplı göl bölgenin hayat kaynağı; koyun sürülerinin su deposu. Yabani atları yani yılkı atlarını da unutmamak lazım. Erciyes’in Sarıgöl Yaylası’nda yaşayan yılkı atları, soğuk hava şartlarına dayanıklılıkları ile biliniyor. Kış aylarında kar altında kalan arazide yaşayan yılkı atları, ayakları ile kazdıkları kar örtüsünün altında buldukları otları yiyerek besleniyor. Ancak ne yazık ki yılkı atlarının nesli tehlikede.
KARAMUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir Bağdat seferinde 1659-1660 yıllarında o zaman bataklık halinde bulunan İncesu Deresi’nin kenarına ordugâhını kurdurur. Söylentiye göre o gece rüyasında kendisine bu ıssız yörenin ihyası emredilir. Bu suretle Kara Mustafa Paşa 1661’de halen de mevcut bulunan Cami-i Kebir, Kervansaray, Hamam ve iki sıradan oluşan çarşı ve çeşmeleri inşa ettirmiş. Faruk Nafiz Çamlıbel ünlü Han Duvarları şiirini burada yazmış. Şiirde İncesu satırlarla anlatılıyor: “Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık, Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.”
YAHYALI ŞELALESİ
Dünyanın en yüksek şelalelerinden biri olan Yahyalı Kapuzbaşı Şelalesi, görenleri adeta büyülüyor. İrtifa akışı itibari ile Uganda’da bulunan Victoria Çağlayanı hariç, ABD’de bulunan Niagara’dan 55 metre daha büyük olan Kapuzbaşı Şelalesi, ziyaretçilerini yazın sıcaklığında buz gibi çağlayan sularının serinliği ile karşılıyor. Ayrıca ilçeye yedi kilometre uzaklıktaki Derebağ Kesteliç Şelalesi de görenleri büyüleyecek derecede bir görkeme sahip.
KAYSERİ’NİN KALESİ, ERCİYES DAĞI
Kayseri’den söz açınca kalesinden bahsetmemek elde değil. Anadolu’daki örneklerinin aksine yüksekçe bir mevki yerine düzlük bir alana kurulmuş olan kale, Kayseri kent merkezini şekillendiren en önemli figür durumunda. Kayseri Kalesi etrafındaki Bürüngüz Camii, Atatürk Heykeli, saat kulesi ve Erciyes Dağı’nın silüetiyle muhteşem bir kompozisyon oluşturuyor. Anadolu’nun en görkemli dağlarından Erciyes, antik çağların kutsal ve efsanelere konu olan bir yüce dağıdır. Öte yandan dışarıdan bakıldığında Kayseri’ye şekil veren kale yakın zamana kadar kentin aynı zamanda ticaret merkezlerindendi. Zamanla kale içindeki dükkânlar yıkıldı, esnaf başka bir noktaya nakledildi.
HALI VE BÜNYAN
Türkiye’de halı denilince akla ilk gelen yerlerden biri Kayseri’nin Bünyan ilçesi. Bünyan el dokuma halıların en güzel ve en özel örneklerinin üretildiği yer. Bünyanlı bayanlar yıllarca Türk İslam kültürünü ilmik ilmik halıya aktardı. Ancak asırlık gelenek teknolojiye yenilmek üzere. Fabrika üretimi Uzak Doğu’dan ithal halılar başta Bünyan olmak üzere tüm Türkiye’de el halıcılığına ağır bir darbe vurdu.
KAYSERİ’DEN LEZZETLER
Kayseri genel özellikleriyle böyle. Peki burada ne yenilir, ne içilir? Kayseri denince akla ilk gelenler elbette ki mantı ve pastırma. Bunlara Develi cıvıklısını ve son dönemlerin gözdesi gılaburuyu da eklemek mümkün. Ünü ülke çapında olan mantı hakkında Kayseri dışında bazı söylentiler de üretilmiş. Mesela iyi mantının bir kaşığa 40 tane sığacak kadar küçük taneli olması gerektiği düşünülür. Mantının onlarca çeşidi mevcut. Kayseri’nin neresine giderseniz gidin sofrada bulacağınız her mantı, diğerinden farklı olacaktır.
VE PASTIRMA
Sucukla birlikte adeta ikiz kardeş olan pastırmanın patenti Kayseri’ye ait. Sucuk konusundaki tekel olma özelliğini kaybeden Kayseri, pastırma da ise hâlâ açık ara lider. Pastırmanın kökeni Orta Asya’ya uzanıyor. Orta Asya’dan batıya akın eden Türk süvarilerinin eyerlerinin çantalarını dolduran tuzlu, kuru ve dumanlı et konservesi, Anadolu’ya gelerek yerleşen Oğuz Türklerinde pastırmacılığın bulunması ile günümüze kadar ulaşan en önemli damak tatlarından biri oldu. Zengin kültürü ve tarihi varlıkları, doğa harikası şelaleleri ve şüphesiz Erciyes Dağı ile Kayseri Anadolu’nun hazinelerinden biri.
KLASİK OTOMOBİL FUARI
Katılımcıları arasında Türk Hava Yolları Kayseri Satış Müdürü Tamer Sislier’in de bulunacağı klasik otomobil tutkunları 1-4 Haziran 2011 tarihleri arasında Kayseri’de düzenlenecek olan fuarda buluşuyorlar.
SARIGÖL EFSANESİ
Bir rivayete göre Sarıgöl’ün olduğu yerden ipek yolu geçmektedir. Bu gölün yüzeyi kışın donmaktadır. Donan göl yüzeyinden Roma imparatoruna ait altın yüklü kervan geçmektedir. Kervanın ağırlığına dayanamayan göl yüzeyi kırılır ve kervan göle batar. Suya gömülen sarı has altınlar göle sarı bir renk verir. İşte bundan dolayı bu göle Sarıgöl denir.
KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI
Kayseri’in yemek kültürünün en özel örneklerinden biri de kabak çiçeği dolması. Kabak sebzesi belli bir olgunluğa geldikten sonra tevef denilen kısmından çiçek açar. Sarı renkteki bu çiçekler sabahları açılır öğleye doğru söner. İncesu ve Kızılören civarında yaygın olarak bilinen kabak çiçeği, biber dolması gibi doldurularak sofraları süsler.
KAYSERİ PASTIRMASI
Ünlü gezgin Evliya Çelebi 17. yüzyılda Kayseri’den şu şekilde söz etmektedir:
“Makulat ve imalâtı has beyaz ekmeği, lavaşa yufkası, katmerli böreği, lahm-ı kadit namı ile şöhret bulan kimyonlu sığır pastırması ve miskli et sucuğu bir tarafta yoktur.”
(Evliya Çelebi, 1970).