Yazı: Gökhan Karakuş Fotoğraflar: Ahmet Bilal Arslan
Birkaç bilgi ve püf noktasına dikkat ederek kabin basıncının verebileceği küçük rahatsızlıklara engel olabilirsiniz.
Sayın yolcularımız, Atmosferin katmanlarındaki hava miktarı bütün kademelerinde farklılık gösterir. Yerdeki toplam hava molekülü sayısı ile 10 bin metredeki miktar aynı değildir. Dolayısıyla yeryüzünde maruz kaldığımız hava basıncı yüksektekilerden farklı olacaktır. Yerdeyken ve yaklaşık 17 bin fite kadar uçağın içindeki havanın basıncı kalkılan meydandaki basınca denktir. Ancak yüksek irtifalarda uçağın etrafındaki hava incelir. 40 bin fitlik bir uçuş yüksekliğinde uçağın içindeki basınç deniz seviyesinden 2300 metre yükseklikteki havanın yoğunluğuna eşdeğerdir. Sonuçta havadaki oksijen seviyesi normalden daha düşük olunca vücuttaki gazlar genişler. Fakat bu basınç sağlıklı yolcular için sorun teşkil etmez.
Basınçlandırma ve havalandırmada kullanılan bir dizi sistem ve filtreden geçen hava, motorlardan temin edilir. Kalkıştan önce pilot, basınç ayarını uçulacak planlı seviyeye göre ayarlar. Kalkıştan sonra sistem, kabin basıncı ayarlanan seviyeye gelinceye kadar yavaş yavaş dışarı hava verir, inişe geçmeden önce ise basınç ayarını değiştirir ve yavaş yavaş içeriye hava alarak inilecek meydandaki basınca eşitler.
Sonuçta kabindeki oksijen miktarı normalden nispeten düşük olacağından vücuttaki gazlar genişler, bu da rahatsızlık yaratabilir. Bu sebepten uzun uçuşlarda gaz yapıcı içecek ve yiyeceklerden uzak durmanız önerilir. Ayrıca kabin havasındaki nem oranı düşüklüğü nedeni ile ağız ve burnunuzdaki kuruluktan meydana gelebilecek rahatsızlıktan yolculuk öncesi ve sonrasında bol sıvı alarak kurtulabilirsiniz.