Yazı: Melih Uslu
Doğu Karadeniz’in sisli yolları, Kapadokya’nın volkanik kıvrımları, Van Gölü’nün kıyıları, Muğla ve Antalya’nın bitmeyen sürprizleri eşliğinde Anadolu’nun görülmeye değer beş yolu sizi bekliyor.
1.ÇAMLIHEMŞİN’DEN ZİLKALE’YE
Rize - Çamlıhemşin yolu göz alıcı bir yeşilliğin içinde ilerliyor. Fırtına Deresi’nin oluşturduğu Hemşin Havzası, Doğu Karadeniz’in cennet doğasını en iyi hissedebileceğiniz yerlerden biri. Çamlıhemşin’in asıl sürprizi ise Rize’nin karakteristik evlerinin bir araya geldiği Konaklar (Makrevis) Mahallesi. Ormanlar ve sislerle kaplı dik bir dağın yamacına inşa edilmiş 20 kadar konağın en yenisi yüz yıllık. Bulutların üzerindeki yolculuğun devamı, Çatköy - Verçenik rotası. Kemerli taş köprüleri, kır lokantaları, esrarengiz manastırları ve evlere erzak taşıyan minik teleferikleriyle, bu yemyeşil vadi Kaçkarlar’ın kalbindeki yaylalara tırmanıyor.
2. UÇHİSAR’DAN KIZILÇUKUR’A
Gizemli kaya yapılarıyla dolu dev bir masal parkını andıran Kapadokya, Anadolu’nun en güzel manzaralı yollarını barındırıyor. Hareket noktamız olan Uçhisar, dev bir peribacasının yamacına kurulmuş. Yanı başındaki Güvercinlik Vadisi ise doğal tünellerle dolu. Yaklaşık üç kilometre uzaklıktaki Göreme’de bulunan Açık Hava Müzesi, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde. Ürgüp’e beş kilometre uzaklıktaki Mustafapaşa’nın tarihi konakları meşhur. Avanos’ta seramik atölyelerinden birine uğrayıp ustaların yardımıyla çömlek yapmayı deneyebilirsiniz. Tarihi evleri ve kaya kiliseleriyle keyifli bir gezi yeri olan Çavuşin’den sonra günbatımı keyfi için adresimiz, Kızılçukur.
3. DOĞU BEYAZIT’TAN VAN’A
Rotamız, Doğu Anadolu gezilerinin önemli duraklarından biri olan Doğubeyazıt’tan başlıyor. İlçeye beş kilometre uzaklıktaki İshak Paşa Sarayı’nı uzaktan görmek bile heyecan verici. Dağın yamacındaki yüksek bir tepeden yüzyıllardır ovayı izleyen saray, Osmanlı döneminde tam 99 yılda tamamlanmış. Yolculuk boyunca Ağrı Dağı’nın heybetli silüeti bize eşlik ediyor. Şelalesiyle ünlü Muradiye’yi geride bıraktıktan sonra Van Gölü’nün göz alıcı mavisiyle tanışmaya hazır olun. Kendinizi bir sahil kentinde hissedeceğiniz Van’da güne dillere destan yöre kahvaltısıyla başlamak gerek. Van Kalesi’ni gördükten sonra tekne kiralayıp göldeki adaları keşfedebilirsiniz.
4. DATÇA’DAN KNİDOS’A
Çam ormanlarıyla kaplı yamaçlar, her virajda bir görünüp kaybolan pırıl pırıl deniz, dantel kıyılarda süzülen yelkenliler ve ıssız kumsallar… Yarımadanın en güzel koylarından Bencik, Çatı ve Çiftlik koyları henüz Datça’ya varmadan seriliveriyor önünüze. İlçe merkezinden üç kilometre kadar önce sağa ayrılan sapak, Eski Datça’yı işaret ediyor. Yeni Datça’dan önceki son sürpriz ise tarihi yel değirmenleri. Şehir merkezinden Knidos’a uzanan yol, ıssız ada tadında manzaralarla dolu. Mesudiye sapağının devamı yarımadanın en güzel koylarından Hayıtbükü ve Palamutbükü’ne uzanıyor. Yazıköy yolundan ulaşılan Knidos ise yörenin yemyeşil doğasını önünüze serecek.
5. KALEİÇİ’NDEN KÖPRÜÇAY’A
Firuze taşlarla bezeli Yivli Minare’nin güzelliğiyle karşılandığımız Antalya’daki ilk durağımız, Kaleiçi. Alanya yolu üzerindeki Belek sapağı, Aspendos Antik Tiyatrosu’na çıkıyor. Taşağıl Yolu’nda her virajda deniz seviyesinden biraz daha yükseliyoruz. Beşkonak ile Bolaşan köyleri arasında uzanan Köprülü Kanyon’un girişindeki Oluk Köprü, 27 metre yüksekliğinde. Akdeniz’in en büyük doğal servi ormanına sahip bölgede nadir görülen yüzlerce bitki ve hayvan türü yaşıyor. Kuyucak Dağı’nın keskin vadileriyle çevrili Köprülü Kanyon’un etrafındaki ormanlık tepeler manzara yüklü parkurlarla dolu. Yol üzeri küçük atıştırmalıklar arayanlar için keçi peynirli yufka denemeye değer bir lezzet.