• Click For English
  • Ana Sayfa
  • İletişim
  • Yardım
  • Site Haritası

AnadoluJet Magazin - Aralık 2011

Yazı: Melih Uslu Fotoğraf: Halit Ömer Camcı

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Osmanlı’nın derin izlerini taşıyan Gürcistan’a bağlı Acara Bölgesi’nin sahil kenti Batum, doğal ve kültürel mekânlarıyla dört mevsim cazip. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vizesiz.

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Kafkaslara Açılan Kapı: Batum

Batum’un son yıllarda Türkiye’de gözde bir tatil adresi olması boşuna değil. Gidenler şehrin güzelliklerini anlata anlata bitiremiyor. Özellikle de insanlarını, müzelerini, parklarını… Artvin’in kapı komşusu Batum, kültürel özellikleri nedeniyle her anlamda Türkiye’ye yakın bir şehir. Havası Doğu Karadeniz’e çok benziyor. Yamaçlar çay ve narenciye bahçeleriyle kaplı. Haçapuri denilen peynirli pideleri de çok lezzetli. Havalimanından şehre kolayca ulaşıp Batum’u keşfetmeye başlıyoruz.

KAFKASLARIN ANTALYA’SI
Çoruh Nehri’nin taşıdığı alüvyonların oluşturduğu geniş ve verimli bir ova üzerine kurulan Batum, eski bir liman kenti. Nüfusu 150 bin civarında olan kentin tarihi, üç bin yıl öncesine uzanıyor. Bazı kaynaklara göre 1,8 milyon yıl önce bu topraklardan göç eden kavimler Avrupa’nın temelini atmış. Acara denilen yöre halkı kimliğini zaman içerisinde Müslümanlıkla özdeşleştirmiş. İki bin yıllık alfabesiyle yaşayan en eski dillerden biri olan Gürcüce’nin farklı bir lehçesini konuşuyorlar. Özellikle sınıra yakın bölgelerde Türkçe çok yaygın. Dahası, Batum’da Türkler çok seviliyor. Kentteki yemek gelenekleri de Türklere çok benziyor. Sofrada elleri çok bol ve ikram etmek çok makbul. Yalnız başına yemek neredeyse ayıp sayılıyor. Acara halkı, Roma döneminde Hristiyanlığı kabul etmiş. Osmanlı’nın Kafkasya bölgesini fethiyle birlikte, 15. yüzyıldan itibaren halkın büyük bölümü Müslümanlığı benimsemiş. 19. yüzyıldaki Osmanlı - Rus Savaşları’nın ardından halk kitleler halinde Anadolu’ya göç etmiş. Günümüzdeki Batum ise yarı tropikal iklimi ve muhteşem kumsallarıyla Kafkasların Antalya’sı olarak anılıyor. Çarlık Rusya’sında generallerin, Sovyet döneminde ise bürokratların yazlıkları buradaymış. Son yıllarda Türkiye ile geliştirilen iyi ilişkilerin de etkisiyle de hızlı bir gelişim sürecine girilmiş. Batum’da son beş yılda yaşanan değişim olağanüstü. Kent adeta yeniden kuruluyor. Şehrin gösterişli yapılarından biri olan Eski Postane Binası, kentin iki merkez caddesinin kesiştiği noktada yükseliyor. Sovyet döneminden kalma devasa apartmanlar hızla yenilenip renklendiriliyor. Sahildeki Batum Devlet Parkı ise kentin ortasında yemyeşil bir adayı andırıyor. Taçsız Kral olarak anılan Şair İlya Çavçavadze’nin heykelinin süslediği park, keyifli yürüyüş parkurlarıyla büyük bir gezi alanı. Görkemli Opera Sarayı yürüyüş mesafesinde. Batum Üniversitesi ise Çarlık Rusyası’ndan miras.

BİR MİLYON TURİST
Dağ ile deniz arasına kurulmuş kentlerin doğal cazibesini taşıyan Batum’u tanımanın en iyi yolu, uzun yürüyüşler yapmak. 2012’de bir milyon turist ağırlamaya hazırlanan Batum’da görülmeye değer yer çok. Batum (Orta) Camii, zarif bir Osmanlı eseri. 10 güzel müze arasında Acara Devlet, Sanat, Teknoloji ve Etnografya konsepti ön plana çıkıyor. Kentteki üç milli parkın toplam gezi alanı 40 bin hektara ulaşıyor. Yüzüncü yaşını kutlayan Batum Botanik Parkı ise dünyaca ünlü. Kendi içinde yukarı, aşağı ve sahil olarak üç bölüme ayrılan park, iki binden fazla türde bitkiye ev sahipliği yapıyor. Şehir merkezinden Gonio’ya uzanan yol ise keyifli bir seyirlik. Kafkas Dağları’nın görkemli kıvrımları ile Karadeniz’in sonsuz maviliği yolumuza eşlik ediyor. Batum’a 15 kilometre uzaklıktaki Gonio, sevimli bir sahil yerleşimi. Kemerli eski taş köprüsüyle dikkat çeken Ahalsopeli Köyü, Çoruh Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü noktaya kurulmuş. Kapı komşusu olan çiftçi köyü Adlia, köpek üretme çiftlikleriyle tanınıyor. Gonio sahilindeki Apsaros Kalesi, Roma döneminde inşa edilmiş. Uzun yıllar Osmanlı hâkimiyetinde kalan kalede Türk hamamları ve mezarlar bulunuyor. Kalenin eteklerinde başlayan Gonio Plajı, Doğu Karadeniz’deki en uzun kumsallardan. Sarp Sınır Kapısı’na varınca Türkiye’ye el sallamayı ihmal etmiyoruz. Batum’da gezi listenize Kobuleti ve Keda gibi sayfiye yerlerini de ekleyebilirsiniz. Kobuleti şehri, Osmanlı döneminde Çürüksu adıyla anılmış. Keda ise tarihi köprüleriyle ünlü.

MANOLYA VE AKORDEON
Şehrin simgelerinden biri olan manolya çiçeği Batum’da çok seviliyor. Şehrin hemen her yerinde görülen manolya, kozmetikten ilaç sanayine kadar pek çok alanda kullanılıyor. Kahve kültürü de Batum’daki günlük yaşamın önemli bir parçası. Özellikle kapı önlerinde ayaküstü kahve sohbetleri yapmak eski bir gelenek. Türk kahvesinden aromatik kahvelere kadar tat, koku ve sertlik derecelerine göre onlarca çeşide ayrılan Batum kahvelerinin, sihirli bir zindelik verdiğine inanılıyor. Kentte kahve keyfi yapılabilecek en iyi yerlerden biri olan Batum Limanı ise yıl boyu renkli etkinlikler ve sokak müzisyenleriyle şenleniyor. Limandan kalkan teknelerle Batum kıyılarını keşfetmek mümkün. Kentin yaşayan geleneklerinden biri olan el yapımı özel zıpkınlar ile balık avlama ritüeli, son yıllarda turistlerin çok beğendiği bir aktiviteye dönüşmüş. Rıhtım üzerindeki restoranların favorisi, deniz ürünleri ve dağ otlarıyla zenginleştirilen salatalar. Civardaki beş yıldızlı oteller, yenilenen spa bölümleriyle yeni sezona iddialı giriyor. Batumis Bulvarı’ndaki dükkânlardan çeşit çeşit kahve ve el işi ahşap eşyalar alabilirsiniz. Rıhtımda, sokak aralarında ya da kentin herhangi bir köşesinde kulaklarınıza mutlaka çalınacak akordeon tınıları ise size eski bir Kafkas masalı gibi gelecek. İşte o an Batum’u sevdiğinizi anlayacaksınız, tıpkı bizler gibi...

Fotoğraf Yazıları:
Batum Botanik Parkı’nda küçük müzeler keşfetmek mümkün.

Geniş alışveriş seçenekleri sunan şehir merkezinde bir kitapçı. 

Tarihi Opera Sarayı’nda gülen ve ağlayan maske kabartmaları.

Ninoshvili Caddesi civarındaki eski binalar rengârenk boyanıyor.

Geleneksel kıyafetler giymiş Batumlu bir grup çocuk.

Kentin ılıman ikliminde yetişen organik armutlar çok lezzetli.

Batum Botanik Parkı iki binden fazla bitki türünün ev sahibi.

Sheraton Kulesi’nin yakın çevresini küçük göller süslüyor.

Renkli duvar resimleri Gürcü tarihindeki efsaneleri betimliyor. 

Taçsız Kral olarak anılan ünlü Şair İlya Çavçavadze’nin Melekli Anıtı.

Seyyar meyve satıcıları günlük yaşamın önemli bir parçası.

Avrupa (Evropas) Meydanı’nda yükselen meşhur Medea Heykeli.

Batum Botanik Parkı’nda bulunan eski bir kiliseden mimari detay.

Üç milli parka sahip şehrin yeşil alanlarını heykeller süslüyor.

Radisson Blu, ilginç mimarisiyle şehrin dikkat çeken binalarından.

Şehrin simge yapılarından biri olan altın renkli Poseidon Heykeli.

Batum Botanik Parkı’nda yüz yıllık bir çam ağacının gövde detayı.

Kentte alışveriş seçenekleri geniş.

Tarihi yapılar Kafkas ve Avrupa mimarisinin sentezini sergiliyor.

Karadeniz’e paralel uzanan göletin kıyısındaki restoranlardan biri.

Medea Heykeli’nin dev sütunu eski denizci figürleriyle bezeli.

Copyright © AnadoluJet. Tüm hakları saklıdır.