Yazı: Hasan Mert Kaya Fotoğraf: Nasuhi Hasan Çolpan
DÖRT MEVSIMI BİR ARADA YAŞAYAN, KÜLTÜREL ALANDA DÜNYANIN EN ZENGİN COĞRAFYALARININ BAŞINDA GELEN ANADOLU TOPRAKLARINDA KUTSAL RAMAZAN AYI BÜYÜK BIR COŞKU İLE KUTLANIR.
Zaman ve yaşam koşullarının değişmesi Anadolu’nun kimi ramazan geleneklerinin unutulup, kaybolmasına yol açmış. Sevindirici olan ise her şeye rağmen bu geleneklerinin çoğunluğunun halen yaşıyor ve yaşatılıyor oluşu. Ramazanı farklı köşelerinde, değişik adetler ve geleneklerle yaşayan Anadolu insanının bu zengin gelenek çeşitliğinin en önemli ortak noktası ise ramazana gösterilen hürmet. Gelin Anadolu ramazanlarına birlikte yakından bakalım.
ORUCA DİREK VURMA
Konya’da unutulmaya yüz tutan bir gelenektir oruca direk vurma. Özellikle içinde bulunduğumuz uzun yaz günlerinde büyüklerine özenerek oruç tutan küçük çocuklara günün ortasında yemek yedirilir. Öğlen yemeğinin ardından çocuklar “ilk orucu tuttun, oruca direk vurdun, şimdi ikinciyi tut bakalım” diyerek teşvik edilir. Hatimle teravih namazı kılma, çarşı esnafının birbirlerine iftar vermeleri Konya’nın ramazan geleneklerinden.
YILDIZ SAYMA, YUMURTA SAKLAMA
Anadolu Türk kültürünün en önemli havzalarından biri olan Karaman ve Aksaray’da ramazan geceleri yumurta saklama, yıldız sayma, tura ve yüksük oyunları ile şenlendirilir. Büyüklerin anlattığı kıssa ve menkıbeler, hac hatıraları ile de ramazanın manevi atmosferine uygun öğütler alınır.
HURMA HİCAZ’DAN GELİR
Ege’nin incisi güzel İzmir önemli bir liman oluşu ve kozmopolit yapısı ile öne çıkar. Ramazanı hatırlatan en tatlı simgelerden biri olan hurma, tarih boyunca İzmir’e gemilerle gelir ve buradan birçok noktaya dağıtılırmış. Tarihi Kemeraltı Çarşısı ramazan boyunca daha da hareketlenir. Kentin Yahudi ve Hristiyan sakinlerinin Müslüman komşularını iftara davet etmeleri de İzmir ramazanlarının vazgeçilmez unsurlarından. İzmir’in ramazan sofraları kente gelen yabancıların da davet edildiği, gün boyu hazırlanan onlarca çeşidin birlikte paylaşıldığı sofralar olagelmiş.
İLK ORUCUN HEDİYESİ
Dadaşların diyarı yiğit Erzurum, ramazan geleneklerinin korunup, coşkuyla yaşatıldığı bir bölge. İmkânı kısıtlı olanlarla paylaşma ve dayanışmanın bir gelenek olduğu Erzurum’da Kuran’ın ramazan süresince 1001 defa okunması da yüzyıllardır yaşatılan bir âdet. İlk oruçlarını tutan çocuklara yakınlarınca armağanlar verilmesi de Erzurumlu çocukların bir ayrıcalığı.
KAHKE, KÜLÜNÇE VE İSOT
Binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun bilge şehri Şanlıurfa, dinler tarihinin de önemli merkezlerinden biri. Tatlı bir telaş içerisinde devam eden iftar sofralarının ardından kentin kültürel zenginliğinden süzülüp gelen öykülerin dillendirildiği sıra geceleri düzenlenir Urfa’da. Yusuf ile Züleyha, Tahir ile Zühre’nin kıssaları nurlu ramazan gecelerinde dillerden gönüllere akar. Sahur sofralarını ise bu aya özgü olarak yapılan baharatlı bir peksimet olan Külünçe ve kahkeler süsler.
SELİMİYE’NİN MAHYALARI
Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapan Edirne’nin gururu olan görkemli Selimiye Camii’nin Ramazan mahyaları, Tekirdağ’a ramazan süresince aydınlatılarak sahillerini süsleyen irili ufaklı tekneler ve ramazan öncesinde kurulmaya başlanan tandırlarda bu ayda pişirilen kuzu tandır kebapları Trakya’nın ramazan coşkusuna renk katar. Bereketli Çanakkale topraklarının mahsulleri de sofralarda yerini alırken, köy meydanlarında hayır adı verilen keşkekler pişirilip hem köy halkına hem de yoldan geçmekte olanlara dağıtılır.
MELEDE ATEŞİ
Mezopotamya’da İslam’la en erken tanışan beldeler arasında yer alan Siirt’in dikkat çeken ramazan geleneklerinden biri de melede ateşidir. Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan bu adet için gençler ve çocuklar ev ev dolaşarak topladıkları yakacakları görünen bir yerde yakarak, ramazanın başladığını, oruç günlerinin geldiğini müjdelermiş.
TIRTIR, YUVALAMA, KEREBİÇ, TEL HELVA
Anadolu’da ramazana özel geleneği olmayan, bu kutlu ayın ekseninde bir kültür geliştirmeyen yer yok gibidir. Isparta camilerinin minareleri tırtır adı verilen renkli kâğıtlarla süslenirken, Kilis’te fırınlar misafirlerine kerebiç ve kahke ikram etmek isteyenlerin siparişlerini yetiştirmeye çalışır. Kahramanmaraş fırınlarının ramazana özel bol susamlı ekmek ve pidelerinin mis kokusu iftar yaklaştıkça daha da yoğun hissedilir. Mutfak kültürüyle bir efsane olan Gaziantep’te ise firik pilavları, çiğköfteler iftarları süslerken hemen her evde ramazan kahkesi yapılır. Adıyaman’ın ramazan davulcuları ise ramazan manileri dışında iftar sonrasında neşeli ezgilerle kent sakinlerine halaylar çektirir, yaklaşan bayram öncesi ramazan mutluluğuna katkıda bulunurlar. Sivas’ın en eski ramazan geleneklerinden olan tel helva ise komşuların bir araya gelmesiyle yapılan zahmetli bir ramazan lezzeti.
SELE SEPET, HELESA
Karadeniz insanının hareketli, sıcak yapısı ramazan geleneklerinde de hemen farkını hissettirir. Samsun Bafra’da 14. ramazan gecesinin 15.sine bağlandığı, bir anlamda oruç ibadetinin yarılandığında düzenlenen sele sepet şenliğinde amaç çocukların sevindirilmesidir. Yörede sele sepet adıyla tanınan sepetlerle ve fenerlerle teravih namazına kadar evleri dolaşan çocuklara harçlık, şekerleme ve çeşitli hediyeler verilir. Sinop gençleri de yine ramazan ayının 15’inde süsledikleri maket sandallarla maniler eşliğinde evleri gezerek hediyeler, bahşişler alarak ramazan eğlencesini kentte yaşatmayı sürdürmekteler.
KARAGÖZ HACİVAT
Tarihi camileriyle adeta bir açık hava müzesi olan Bursa’da mahya geleneği kadar iftar sonrasında düzenlenen geleneksel Karagöz-Hacivat gösterileri de özellikle çocukların yoğun ilgisini çekiyor.
ARAPAŞI
Ramazan davulcularına yöresel yiyeceklerden katmer ve kete ikram etmenin bir gelenek olduğu Kayseri’de hindi, kaz ya da tavuk etiyle yapılan bir yemek olan arapaşı Kayseri iftar sofralarının vazgeçilmez tatlarından.
PAYLAŞMANIN ÖNEMİ
Tüm Anadolu’da coşkuyla kutlanan ramazan geleneklerinin kimi benzer, kimi farklı olsa da, ayrı isimlerle bilinseler de hepsinin tek bir amacı var: Paylaşmak, sevmek, sevindirmek. Mutlu, bereketli ve hayırlı nice ramazanlara.