Yazı: Melih Uslu - Fotoğraf: Ersin Demirel
Türkiye’nin güney sahillerine uzanmak için tek endişeniz Akdeniz’in sıcak güneşiyse dert etmeyin. Finike, Kaş ve Kalkan’ın zirvelerindeki Toros yaylalarında dilediğiniz zaman denize ulaşabileceğiniz serin bir yaz sizi bekliyor.
Serin bir Akdeniz yazı için Toros yaylalarına iki farklı noktadan ulaşmak mümkün. Finike tarafı için Antalya Havalimanı, Kaş yönü için Dalaman Havalimanı kullanılabiliyor. Akdeniz’in lacivert suları eşliğinde Torosların zirvelerine tırmanan her iki yolun seyir keyfi yüksek. Biz, Antalya yönünü tercih edip Teke Yarımadası’na doğru yola koyuluyoruz. Kemer - Kumluca rotasını izleyerek vardığımız Finike, eski bir liman kenti. Masmavi gökyüzüne yükselen parlak güneş, kırları örten çiçekleri ısıtınca çevreye baş döndürücü bir tazelik yayılıyor.
Renk renk yatların sıralandığı liman çevresindeki lokantalarda balık bol ve taze. Sahildeki bahçeli kahveler ise koyu gölgeleriyle çok cazip. Kısa bir moladan sonra Beydağları’nın eteklerine saklanmış yaylaları keşfetmek üzere Elmalı yolunu izliyoruz. Acısu Çayı boyunca uçsuz bucaksız turunç bahçeleri arasında kıvrılan yol, çam kokulu dağlara tırmanıyor. Tam karşımızda Batı Toroslar’ın en yüksek zirveleri olan 3 bin 70 metrelik Kızlar Sivrisi ile ikiz kardeşi Akdağ tüm heybetiyle yükseliyor.
EKOLOJİK TATİL
Finike’den altı kilometre sonraki Turunçova kasabası, bir bölümü sular altında kalan Limyra antik kenti ve Likya kaya mezarları ile ilgi topluyor. Milattan önce 5. yüzyılda kurulan kentteki Ksatabura anıt mezarı, Likya sanatının başyapıtlarından birinin örneği. 18. kilometredeki Gökbük Köyü, ormanlık bir vadinin içine kurulmuş. Pınarların serinlettiği köyün yaylayı andıran geniş alanları ekolojik tatil ve doğa sporları için bir cazibe merkezi. Civarda, Toros yaylalarına âşık olup bölgeye yerleşen çok sayıda Avrupalı ve Amerikalı yaşıyor. Finike’nin yayla köyleri, yürüyüş, dağ bisikleti ve cip safari turları için çok sayıda parkura sahip.
Bugün, doğa sporları ve ekolojik geziler için bölgeye dünyanın her yerinden ziyaretçi geliyor. Hem de en az bir hafta süreyle. Finike yaylalarında yerel rehberlerin önerdiği dört güzel gezi rotası var. İlki, Gökbük Köyü çıkışından Karasu Çayı boyunca Eren Dağı’nın ormanlık tepelerine tırmanan parkur, yaklaşık 30 kilometre sürüyor. İkincisi, Gökbük Köyü’nden başlayıp Çamkuyusu mevkiindeki Kıbrıs Çayı sedir ormanının içinden geçerek Kızlar Sivrisi eteklerinde son bulan parkur, bir ya da iki gece çadır kampı konaklamalı olarak yapılıyor. Üçüncüsü, Alakır Baraj Gölü’nü çevreleyen orman içi parkurun uzunluğu yaklaşık 35 kilometre. Ve sonuncusu, Elmalı’ya bağlı Seki Köyü yakınlarında bulunan Oinoanda, Likya’nın az bilinen en eski antik kentlerinden biri. Tavsiye edilen, her rotaya en az birer gün ayırmak.
YÖRÜK KÖYLERİNDE
Gökbük çıkışının 10. kilometresindeki Arif Köyü, Finike Vadisi’ne hâkim bir noktaya kurulmuş. Köyün girişindeki antik su kaynağının önünde sepetler dolusu şifalı bitki alıcısını bekliyor. Köyün sırtını yasladığı yamacın tepesinde yer alan Arykanda antik kenti, 3 bin 500 yıllık tarihine karşın şaşırtıcı ölçüde sağlam görünüyor. Yüzünü vadiye dönmüş hamam kompleksi ve hemen arkasındaki taş evlerin tabanı mozaiklerle kaplı. Bazilikanın duvarlarındaki renkli sıvalar hâlâ belirgin. Çevreye dağılmış bir düzine kadar mini tapınağın kalıntıları ile stadyum ve tiyatro, Likya sanatını ince detaylarına kadar yaşatıyor. Arykanda’dan Elmalı’ya uzanan dağ yolu, köy manzaralarıyla başlıyor.
Yemyeşil vadilerin ortasında mavi bir nazar boncuğu gibi parlayan Avlan Gölü’nden sonra Yakaçiftlik’ten sola ayrılıp Tekkeköy’e ulaşıyoruz. Köyde bulunan Horasanlı Bektaşi erenlerinden Abdal Musa Türbesi, bölgedeki Yörüklerin kutsal kabul ettiği bir ziyaret makamı. Her yıl sonbahar aylarında keşkek kazanlarının kaynatılıp geleneksel ritüellerin yapıldığı anma törenleri; dostluk ve kardeşlik duygularını pekiştiren yöresel bir şenliğe dönüşüyor. Beydağları’nın yüksek tepelerine gizlenmiş Yörük köyleri arasında kıvrıla kıvrıla tekrar sahile yöneliyoruz.
SİSLER ÜLKESİ
Yaz tatilini Toros yaylalarında geçirenler, diledikleri zaman Kaş, Kalkan ve Demre plajlarına ulaşıp kolayca geri dönebiliyorlar. Finike’den Kalkan’a uzanan keyifli bir yolculuktan sonra Kaş yaylalarına yöneliyoruz. Kaş - Elmalı yolunun 10. kilometresindeki Ağıllı’yı geçince dağ köyleri başlıyor. Yaklaşık 30 dakika boyunca hiç bitmeyen kavislerin sonu, yörede sedir ormanı olarak tanınan Kıbrıs Çayı, Yaban Hayatı Koruma Parkı’na çıkıyor. Yerleşime kapalı tutulan el değmemiş görünüme sahip parkın en yüksek noktası, denizden bin 560 metre yükseklikte. Bulut kümeleriyle kaplanan ormanlık tepeler, Doğu Karadeniz’e özgü manzaralar sunuyor. Kaş’a yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Gömbe, ortasından gürül gürül dere akan küçük bir yayla yerleşimi.
Konaklama seçeneklerinin de bulunduğu yörenin sulu elması, dağ armudu ve cevizi meşhur. Gömbe’ye bağlı yedi yayla köyünün en bilinenleri, Girdev, Çukurbağ ve Uçarsu. Girdev buz gibi pınarları, Çukurbağ denizden yaklaşık bin metre yükseklikte dev bir krater gölü olan Yeşil Gölü, Uçarsu ise mayıs ile eylül ayları arasında 60 metre yüksekten dökülen şelalesiyle ünlü. Gömbe’nin 15 kilometre güneyindeki Sütleğen, Kaş’ın doğusundaki en etkileyici yaylalardan biri. Denizden 950 metre yükseklikteki yayla; çam, sedir ve ardıç ağaçlarıyla kaplı derin bir vadiye bakıyor. Bulutların üzerinde bir yükselip bir alçalan dağ yolu, Kalkan istikametinde Çamlıova, İkizce, Sarıbelen, Felen ve Göldağı yaylalarına uğruyor. Kaş’ın Akdeniz’e en yakın yaylası olan Bezirgân; Kalkan’a otomobil yoluyla 17, yürüyüşle 6 kilometre uzaklıkta. Antik adı Pira olan yayla, denizden 850 metre yukarıda, Torosların keskin tepeleriyle çevrili kapalı bir havzanın ortasına kurulmuş.
Antik Likya yolunun geçtiği yaylada bulunan bahçeli köy kahvesinde, yaz aylarında yöresel yemekler sunuluyor. Bölgeye yerleşen İngiliz ve İskoçlar tarafından Owlsland (baykuşların ülkesi) olarak anılan yayladan Likya Yolu da geçiyor. Yayladaki iki asırlık taş evlerin bir kısmı restore edilerek pansiyon ve lokantaya dönüştürülmüş. Bitki ve kuş gözlemcileri için de bir cazibe merkezi olan yayladaki derin sessizlik ise insanın üzerideki bütün yorgunluğu alıyor. Akdeniz’de serin ve doğanın kucağında bir yaz. Toros yaylalarından daha iyi bir yer düşünülemez değil mi?